|
özellikle belirtmek
-
Point to
-
Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus
Örnek:
Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış. H. Taner
-
Especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.
-
Especially. notably. particularly. peculiarly.
-
Especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.
-
Açıklamak, tebarüz ettirmek
Örnek:
Üzüntülerini kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir. N. Cumalı
-
Specify. point out. define. remark. represent. signify. deliver oneself. denote. embody. emit. enumerate. evidence. exude. feature. import. indicate. manifest. predicate. purport. show. sign. state. ventilate.
-
Assert. betray. couch. define. denote. designate. emphasize. enumerate. expound. express. frame. indicate. mark. predicate. register. remark. signify. state. stress. suggest. tinge. underline. to indicate. to state. to denote. to express. to remark. to frame. to signify. to designate. to mark.
-
Specify.
-
Göstermek, işaret etmek, dikkat çekmek, özellikle belirtmek
-
İşaret etmek, göstermek
-
Yöneltmek
-
Hedefe nişan almak
-
Duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak
-
Ucunu sivriltmek
-
Hareketsiz durup avın yerini göstermek(av köpeği),ferma etmek.point at parmakla işaret etmek
-
Tüfeğin namlusunu hedefe çevirmek.point a gun tüfekle nişan almak
-
Sivri uç,burun denize uzanan burun
-
Nokta
-
Sivri uçlu şey
-
Noktalama işareti
-
Fonetik alfabediki işaret
-
Gaye,Maksat,Hedef,Bir sözün altında yatan maksat
-
Belirli yer özel bir durum
-
Buhranlı an
-
Birşeyin tam zamanı
-
Kaneviçe
-
Derece (ısı)
-
Bazı oyunlarda sayı,puvan
-
Den
-
Sivriltmek, noktalamak, bitirmek, doğrultmak, çevirmek, göstermek, işaret etmek, sivrilmek, uç vermek, çıkmak (çıban vb), doğrultmak (silah)
-
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Örnek:
Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
-
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
Örnek:
Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
-
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
-
Dikkatle değer, istisnai.
-
Her zaman görülenden, olağandan farklı.
-
1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
-
Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
-
Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
-
Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
-
Special
-
Spécial
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|