|
öz ötücüler
-
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ses kasları eşit dizililer (Diacromyodi) alt takımından, ses kasları çok iyi gelişmiş ve çok iyi öten, bazıları ötmeyen, yaklaşık 50 kadar familyayı içine alan bir üst familya.
-
Singing birds
-
Oiseaux chanteurs
-
Oscines, oscines: öten kuşlar
-
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
Örnek:
Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
-
"Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
-
Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
-
Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
-
Kendi, zat
Örnek:
Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
-
Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
Örnek:
Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
-
Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
-
Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
Örnek:
Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
-
İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
-
Dere, çay.
-
Sulak, verimli yer.
-
1- Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek. 2- Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş. 3- Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar. 4- Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi. 5- Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü. 6- İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
-
Bkz.Özetçe,Öz.
-
Compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m.
-
Base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.
-
Core. element. elementary. essence. heart. marrow. nucleus. self. substance. sum. abstract. summary. extract. plasma. medulla. pith. germ. syllabus. synopsis. category. kern. origin. digest. proper. specific. special. private. personal. privy. original. g.
-
Essence
-
Essence
-
Essentia
-
Güzel öten, ötüşü güzel olan.
-
Singing well
-
Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.
-
Omurgalı hayvanlardan, vücutları tüylerle örtülü, yürekleri dört odalı, sıcakkanlı, ön ayakları kanatlara değişmiş, bazı kemiklerinin içi boş ve deri altında hava keseleri bulunan, dişi ve erkek bireyleri bazen ayrı renkte olabilen türlere sahip geniş bir sınıf.
-
Birds
-
Oiseaux
-
Aves
-
Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı
Örnek:
Çalıların üstünde kuşlar cıvıldayarak uçuşuyordu. Ö. Seyfettin
-
Bird. ornitho-.
-
Bird. callow. giblets.
-
Bird. fowl.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|