Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > özü sözü bir nedir, özü sözü bir ne demek (özü sözü bir nnd)

özü sözü bir nedir, özü sözü bir ne demek?

özü sözü bir

  1. Düşündüğü gibi söyleyen ya da davranan.
  2. Söylediği söz ile yaptığı iş veya davranışları örtüşen, tutarlı olan: “Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir.” -N. Hikmet.
  3. (en) Straight as a die.

öz (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz.
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde.
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.
  5. Kendi, zat
    Örnek: Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme. Karacaoğlan
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    Örnek: Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. A. Gündüz
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm.
  8. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
    Örnek: Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı. R. N. Güntekin
  9. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.
  10. Dere, çay.
  11. Sulak, verimli yer.
  12. Varlığın aslını kuran şey; temelözellik. Karşıtı bk. ilinek.
  13. Bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu olgusu; bir şeyi o şey yapan, öyle oluşunu sağlayan şey; bir varlığın yapısını kuran şey. Karşıtı bk. varoluş.
  14. Kalıcı, değişmez olan, gelip geçici olmayan, her zaman var olmakta olan varlık. Karşıtı: Değişen, değişmekte olan varlıklar.
  15. Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendineözgü biçimi; kendineözgü belirtisi.
  16. Fizikötesinin konusu olarak: Kendinde varlık. Karşıtı bk. görüngü.
  17. İç, çekirdek. Karşıtı: dış, kabuk.
  18. Bkz.Özetçe,Öz.
  19. Element veya radikalin daha düşük yükseltgenme basamağına sahip olduğunu gösteren son ek. örneğin; ferröz (demir-II-).
  20. Embriyo.
  21. Pulpa.
  22. Çekirdek.
  23. (en) Embryo.
  24. (en) Compact.
  25. (en) Compendious.
  26. (en) Full.
  27. (en) Genuine.
  28. (en) German.
  29. (en) Whole.
  30. (en) Self.
  31. (en) Marrow.
  32. (en) Essence.
  33. (en) Cream.
  34. (en) Substance.
  35. (en) Kernel.
  36. (en) Extract.
  37. (en) Essential oil.
  38. (en) Extraction.
  39. (en) Quintessence.
  40. (en) Distillate.
  41. (en) Distillation.
  42. (en) Content.
  43. (en) Core.
  44. (en) Elixir.
  45. (en) Entity.
  46. (en) Epitome.
  47. (en) Gist.
  48. (en) Goodness.
  49. (en) Heartbeat.
  50. (en) Base.
  51. (en) Essential.
  52. (en) Guarded.
  53. (en) Guts.
  54. (en) Meat.
  55. (en) Nucleus.
  56. (en) Pith.
  57. (en) Soul.
  58. (en) Spirit.
  59. (en) Element.
  60. (en) Elementary.
  61. (en) Heart.
  62. (en) Abstract.
  63. (en) Summary.
  64. (en) Plasma.
  65. (en) Medulla.
  66. (en) Germ.
  67. (en) Syllabus.
  68. (en) Synopsis.
  69. (en) Category.
  70. (en) Kern.
  71. (en) Origin.
  72. (en) Digest.
  73. (en) Proper.
  74. (en) Specific.
  75. (en) Special.
  76. (en) Private.
  77. (en) Personal.
  78. (en) Privy.
  79. (en) Original.
  80. (fr) Essence
  81. (la) Essentia

söz (nedir ne demek)

  1. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
    Örnek: Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir. Atasözü
  2. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
  3. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi
    Örnek: Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde. B. R. Eyuboğlu
  4. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
  5. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme.
  6. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.
  7. (en) Wordy.
  8. (en) Word.
  9. (en) Saying.
  10. (en) Expression.
  11. (en) Talk.
  12. (en) Term.
  13. (en) Verbalism.
  14. (en) Promise.
  15. (en) Faith.
  16. (en) Commitment.
  17. (en) Committal.
  18. (en) Statement.
  19. (en) Assurance.
  20. (en) Engagement.
  21. (en) Pledge.
  22. (en) Plight.
  23. (en) Sentence.
  24. (en) Spiel.
  25. (en) Vocable.
  26. (en) Voice.
  27. (en) Foregoing.
  28. (en) Parole.
  29. (en) Remark.
  30. (en) Undertaking.
  31. (en) Allegation.
  32. (en) Utterance.
  33. (en) Asseveration.
  34. (en) Covenant.
  35. (en) Expletive.
  36. (en) Hearsay.
  37. (en) Observation.
  38. (en) Profession.
  39. (en) Speech.
  40. (en) Tongue.

bir (nedir ne demek)

  1. Sayıların ilki.
  2. Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
  3. Bu sayı kadar olan.
  4. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
  5. Tek.
  6. Beraber.
  7. Eş, aynı, bir boyda.
  8. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
  9. (en) Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
  10. (en) British Institute of Radiology.
  11. (en) Single.
  12. (en) Some.
  13. (en) Mono-.
  14. (en) Uni-.
  15. (en) Unique.
  16. (en) Sole.
  17. (en) The same.
  18. (en) Owned in common.
  19. (en) United.
  20. (en) Such.
  21. (en) Only.
  22. (en) Certain.
  23. (en) İdentical.
  24. (en) İndifferent.
  25. (en) Solitary.

gib   US UK (nedir ne demek)

  1. Çivi, pin, saplama
  2. Erkek kedi.
  3. Çivi, cıvata, pim

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.015