|
öteki durumlar öyle kaldığında
-
Bir gözlem ve deneyleme durumunda bağımsız değişken dışındaki etkenleri eleme ya da değişmezlemeyi içeren denetim kuralı.
-
Other things being equal
-
Bilinenden, sözü edilenden ayrı, öbür, diğer
Örnek:
Bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış! M. Ş. Esendal
-
Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan.
-
Other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.
-
Other. second. the other. the other one. the one over there.
-
Alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
Score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Çözme, çözülme.
-
Eritme.
-
Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
-
Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
-
Tahttan indirme.
-
Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
Örnek:
Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
-
Davranış, tutum, tavır
-
Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
-
Güç, kuvvet, takat.
-
Kötü durum, sıkıntı, dert.
-
Durum.
-
Bk. şimdiki zaman kipi
-
Bk. şimdiki zaman
-
Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
-
Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
-
Bk. duru
-
Circs. state. condition. situation. status. aspect. demeanor. demeanour. estate. event. face. fettle. lay. plight. posture. repair. set. sight. stand.
-
Case. condition. footing. occasion. order. position. situation. state. status. temper. markethouse.
-
State. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.
-
An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
-
Hardware Abstraction Layer. - firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
-
Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
-
Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
-
Hardware Adaptation Layer.
-
Holland America Line.
-
Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel. nIII: voice; tune. enables Windows NT to work with different types of hardware.
-
Food market
-
State
-
Zustand
-
État
-
Onun gibi olan, ona benzer
Örnek:
Ben öyle bir şey demedim. R. H. Karay
-
O yolda, o biçimde, o tarzda
Örnek:
... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
-
O denli, o kadar, o derece
Örnek:
Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle. O. C. Kaygılı
-
İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz.
-
Such. so.
-
Accordingly. precisely. so. such. too.
-
So. thus. in that manner. precisely. such.
-
Türk abecesinin on dokuzuncu harfi; sesbilim bakımından, ince, yuvarlak, geniş ünlüyü gösterir.
Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 927
-
[O
-
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede
Örnek:
Onun romanları düş gücüne değil, gözlem gücüne dayanır. S. Birsel
-
İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede.
-
Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat.
-
Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
-
Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem.
-
Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla, her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi.
-
1- Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi. 2- İzleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad. 3- Bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süregözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi.
-
Observation. investigation.
-
Observation. remark. sight.
-
Observation
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|