|
öteki dünya
-
Bütün dinlerle halk inançlarında varolduğu saptanan, toplumlara göre yer altında, yer üstünde, gökte, deniz altında, çok ırakta olmak üzere bulundukları yer değişen, ölülerin yaşadığı evrensel ikinci dünya. bk. ölüm.
-
Afterworld
-
Autre monde
-
Bilinenden, sözü edilenden ayrı, öbür, diğer
Örnek:
Bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış! M. Ş. Esendal
-
Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan.
-
Other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.
-
Other. second. the other. the other one. the one over there.
-
Alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.
-
Dış, çevre, ortam
Örnek:
Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş. H. C. Yalçın
-
İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.
-
Meslek veya iş birliği içinde bulunma, camia.
-
El gün, herkes.
-
Duygu, düşünce ve hayal âlemi
Örnek:
Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı. Y. Z. Ortaç
-
Güneşe yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
Örnek:
Dünyanın düzeni, güneşin her gün beklenen saatte doğacağı üstüne kurulmuştur. N. Cumalı
-
1-A. Birbiriyle yasal bağlantısı olan, bir düzenle belirlenmiş tek tek şeylerin ve olayların bütünü. (Ör. öbürdünya-budünya, duyulurdünya-düşünülürdünya, dışdünya-içdünya, görüngülerdünyası - kendinde şeylerdünyası; gelip geçicidünya- idelerdünyası.) b. Aynı yasalara ve aynı düzene bağlı olan nesnelerin, varlıkların oluşturduğu bütün. (Ör. Bitkilerdünyası, hayvanlardünyası vb.) 2- Üzerinde yaşadığımız yeryüzü gezegeni. 3- İnsan varoluşunun içinde yer aldığı çevre. 4- Bilincin bağlılaşık kavramı; bilincin dışında kalan nesnelerin oluşturduğu bütün (nesnelerdünyası).
-
World. planetary. terrene. world. earth. globe. monde. terrestrial globe. nature. vale of tears.
-
Earth. globe. world.
-
The world. the earth. the universe. globe. sphere. upper world.
-
World
-
Monde
-
Mundus
-
Eksiksiz, tam
Örnek:
Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
-
Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
Örnek:
Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bozuk olmayan (para).
-
Parçalanmamış.
-
Birlik, tamlık
Örnek:
Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
-
Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
-
Eksiksiz, tüm.
-
Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
-
Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
-
Whole.
-
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu.
-
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
-
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
-
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
Örnek:
Bütün köy halkı orada idi. Ö. Seyfettin
-
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu
Örnek:
Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir. O. V. Kanık
-
Aydınların dışında kalan topluluk.
-
Yaratma.
-
Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (Halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. Daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: Anadoluhalkı gibi).
-
Folk. public. popular. communal. vulgar. the people. people. public. the crowd. the community. the vulgar. demos. folk. the million. populace. grass roots. demo-.
-
Community. country. folk. folks. people. populace. population. public. nation. the common people. crowd.
-
A nook; a corner.
-
People. nation. populace. the common people. public body. commonwealth. community. crowd. rank and file. folk. the millions. populace populacy. public. resident community. resident population. society.
-
People
-
Peuple
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|