|
öteki ben
-
Bir insanla bir hayvan ya da bir bitki arasındaki yaşam ve yazgı bağı, yazgı birliği inancı. (Öteki ben inancına totemciliğin özel bir biçimi gözüyle bakılmaktadır), a. bk. bireysel totemcilik.
-
Alter-Ego
-
Alter-Ego
-
Bilinenden, sözü edilenden ayrı, öbür, diğer
Örnek:
Bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış! M. Ş. Esendal
-
Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan.
-
Other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.
-
Other. second. the other. the other one. the one over there.
-
Alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.
-
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı
Örnek:
Dedim tane tane olmuş benlerin / Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır. Âşık Ömer
-
En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi.
-
Saçta, sakalda beliren beyazlık.
-
Olta veya tuzağa konulan yem.
-
Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
-
Teklik birinci kişiyi gösteren söz
Örnek:
Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben. A. K. Tecer
-
Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç.
-
Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego.
-
Beauty spot. mole. ego. i. myself.
-
Beauty spot. mole. ego. i. myself. me.
-
The seed of one or more species of moringa; as, oil of ben.
-
See Moringa.
-
Within; in; in or into the interior; toward the inner apartment.
-
The inner or principal room in a hut or house of two rooms; opposed to but, the outer apartment.
-
An old form of the pl. indic. pr. of Be.
-
A hoglike mammal of New Guinea. a mountain or tall hill; 'they were climbing the ben'.
-
Ego. me. self. beauty spot.
-
I. mole. myself.
-
A mountain or tall hill; 'they were climbing the ben'.
-
Well Used with other words, e g ben marcato, well accented, emphasized.
-
Epa'S computer model for analyzing a violator's economic gain from not complying with the law. Used frequently in 'patronymics' ; Rabbi Akiba ben Joseph means Akiba son of Joseph. a mountain peak. benedictive mood.
-
Son of.
-
Bentonite.
-
Son of; frequently used in personal names, as Ben-Gurion.
-
Banağacı, sorkun ağacı, bot
-
İç oda (İsk.)
-
Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık
Örnek:
İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi. F. R. Atay
-
Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
-
Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
-
At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık
Örnek:
Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu. Ö. Seyfettin
-
Animal. beast. brute.
-
Animal. beast. brute. churl. pest.
-
Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.
-
Plant. vegetable. herb. wort.
-
Bearer. herb. plant. plant nebat.
-
Plant. vegetable.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|