|
örümcek kuşu
-
Örümcek kuşugillerden, orta boyda, tüyleri koyu kül rengi, siyah, beyaz, bazısında pembe veya koyu kırmızı benekler bulunan ötücü kuş (Lanius).
-
Butcher bird.
-
Bu hayvanın ördüğü ağ.
-
Yürüteç.
-
Örümcekler takımından, ince bir ağ kurarak küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan (Aranea)
-
Örümcekler takımına bağlı olup, başla birleşik göğüsleri, topluca bir karınları ve dört çift ayakları olan eklembacaklıların genel adı.
-
Spider. spinner.
-
Spider. cobweb.
-
Spider
-
Spinne
-
Araignée
-
Arachne
-
Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı
Örnek:
Çalıların üstünde kuşlar cıvıldayarak uçuşuyordu. Ö. Seyfettin
-
Bird. ornitho-.
-
Bird. callow. giblets.
-
Bird. fowl.
-
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
Örnek:
Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre.
-
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
Örnek:
Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler. Ö. Seyfettin
-
İyi ile kötü arasındaki durum, vasat.
-
Görünür, algılanır durum
Örnek:
Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır. H. Taner
-
Topluluk içinde, arasında.
-
Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.
-
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
-
Görünçlüğünortasında yer alan bölüm;ortaya düşen yerler.
-
Middle
-
Middle. mid. central. medium. middling. intermediate. fair. in-between. intermediary. mean. medial. median. mediate. mediocre. mesial. mesne. moderate. passable. secondary. middle. center. centre. mean. midst. bosom. c. median. medium. mid-. meso-. m.
-
Average. centre. fair. indifferent. intermediate. medial. median. mediocre. medium. middle. middling. moderate. normal. tolerable. central. midst. center. mean.
-
İntermediate. medium. middle. middling. moderate. middle part. central part. central (thing. average. centre. centrum. the common run. heart. in between. mainstream. medial. mediocre. mesne. mid. midst.
-
Mittelgrund
-
Milieu
-
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
Örnek:
Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
-
Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
-
Uzunluk.
-
Yol, ırmak, deniz kıyısı
Örnek:
Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
-
Kumaş için ölçü.
-
Uzaklık
Örnek:
Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
-
Destan
Örnek:
Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
-
Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
Örnek:
Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
-
1. Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
-
Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
-
1. Bir aşiretin kollarından her biri. 2. Uzunluk.
-
1. size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format, 2. screen size, size of the picture screen
-
Stature.
-
Clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.
-
A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
-
To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
-
In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
-
Length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.
-
1. Format, Filmformat, Kinoformat, 2. Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
-
Erkek çocuk, oğlan
-
Delikanlı
-
Aşağ
-
Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|