Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ölüm hak miras helal nedir, ölüm hak miras helal ne demek (ölüm hak miras helal nnd)

ölüm hak miras helal nedir, ölüm hak miras helal ne demek?

ölüm hak miras helal

  1. Ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır.

ölüm (nedir ne demek)

  1. Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat
    Örnek: Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var. Y. Z. Ortaç
  2. Ölme biçimi.
  3. İdam cezası.
  4. Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz.
  5. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.
  6. Çok büyük sıkıntı, üzüntü
    Örnek: Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu. R. N. Güntekin
  7. Canlılarda yeniden başlamamak üzere bütün hayatî olayların son bulması. Mortalité.
  8. Bir canlının beyin, solunum ve dolaşım faaliyetlerinin dönüşümsüz olarak durması, tüm organ ve dokularındaki hücrelerin fiziksel ve kimyasal etkinliğini kaybetmesi nedeniyle yaşamın sona ermesi, eksitus, mors.
  9. Canlılarda bütün hayati olayların son bulması.
  10. (en) Death, exitus.
  11. (en) Capital.
  12. (en) Deadly.
  13. (en) Dying.
  14. (en) Mortal.
  15. (en) Mortuary.
  16. (en) Obituary.
  17. (en) Death.
  18. (en) Decease.
  19. (en) Passing away.
  20. (en) Departure.
  21. (en) Bitter end.
  22. (en) Last.
  23. (en) Rest.
  24. (en) Sleep.
  25. (en) Demise.
  26. (en) Dissolution.
  27. (en) The great divide.
  28. (en) Doom.
  29. (en) Ending.
  30. (en) Exit.
  31. (en) Killing.
  32. (en) Kiss-off.
  33. (en) Latter end.
  34. (en) Longed-for rest.
  35. (en) Passing.
  36. (en) Quiet.
  37. (en) Fatality.
  38. (en) Fate.
  39. (en) Murder.
  40. (en) Quietus.
  41. (en) Way of death.
  42. (en) Curtains.
  43. (en) Last sleep.
  44. (en) Terminus vitae.
  45. (fr) Mort

hak (nedir ne demek)

  1. Toprak.
  2. Toprak.
  3. Adalet.
  4. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
    Örnek: Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
  5. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
  6. Geçmiş ve harcanmış emek.
  7. Pay.
  8. Emek karşılığı ücret.
  9. Doğru, gerçek
  10. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
  11. Kâğıttaki yazıyı kazıma.
  12. Tanrı.
  13. Bk. oymabaskı
  14. (Bak: Hakk)
  15. Vasat. Vasati. Orta. (Osmanlıca'da yazılışı: hâk)
  16. (en) Benefit.
  17. (en) [Jim Fullington] heel, back part of the foot; back part of the sole of a shoe; hoe, pickaxe; cut, incision.
  18. (en) Condign.
  19. (en) Justice.
  20. (en) Claim.
  21. (en) Authority.
  22. (en) Dibs.
  23. (en) Franchise.
  24. (en) Title.
  25. (en) Warrant.
  26. (en) Warranty.
  27. (en) The right.
  28. (en) Just.
  29. (en) Right.
  30. (en) Renumeration.
  31. (en) Right dealing.
  32. (en) One's due / right / share.
  33. (en) Fairness.
  34. (en) True.
  35. (en) Allowance.
  36. (en) Margin.
  37. (en) Benefice.
  38. (en) Beneficium.
  39. (en) Competence.
  40. (en) Prerogative.
  41. (en) Privilege.
  42. (en) Reason.
  43. (en) Remuneration.
  44. (en) Truth.

oymabaskı (nedir ne demek)

  1. (Resim) Çinko, bakır, tahta gibi plaklara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniklerine verilen ad. Resim kazınmış plakların ya çukurlaştınlmış yerlerine ya da düz bırakılmış yerlerine boya ya da mürekkep yedirerek basma sanatı. a. bk. ağaç-oyma, taş bas kı, linoloyma, akvatinta, düzbaskı, yüksek baskı, derin baskı.
  2. (en) Engraving, etching.

miras (nedir ne demek)

  1. Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke.
  2. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik.
  3. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey.
  4. Kalıt. ~ hukuku : kalıt töresi. ~ mukavelesi: kalıt sözleşmesi. ~ sebebiyle istihkak da'vâsı: kalıt arancı, dilemi (Erbschaftsklage, action en pétition d'hérédité), ~ şirketi: kalıtçılar ortaklığı (Erbengemeinschaft). ~ a liyâkat: kalıta yaraşma.~ m intikali: kalıtın geçişi. ~ ın resmen idâresi: kalıtın görevsel yönetimi. ~ da iâde: denkleştirme (Ausgleichung). ~ dan ıskat : kalıttan çıkarma (Enterbung, exhérédation). ~ dan mahrümiyyet: kalıttan yoksunluk.
  5. Ölen kimseden akrabalarına ve yakınlarına kalmış olan mal, mülk.( $ olan hükm-ü Kur'ani, mahz-ı adalet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir. Evet adalettir. Çünki; ekseriyet-i mutlaka itibariyle bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler; irsiyetteki noksanını telafi eder. Hem merhamettir, çünki: O zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur'ana göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi ona, "Benim servetimin yarısını, ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebeb olacak zararlı bir çocuk" nazariyle endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekabetsiz, hasedsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi ona, "hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakib" nazariyle bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz. Şu halde o fıtraten nazik, nazenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sureten, az bir şey kaybeder; fakat ona bedel akaribin şefkatinden, merhametinden, tükenmez bir servet kazanır. Yoksa rahmet-i Hak'tan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür. Belki zaman-ı cahiliyette gayret-i vahşiyaneye binaen kızlarını sağ olarak defnetmek gibi gaddarane bir zulmü andıracak şu zamanın hırs-ı vahşiyanesi, merhametsiz bir şenaate yol açmak ihtimali vardır. M.)
  6. (en) Mortgage Interest Relief at Source : a government scheme providing tax relief on mortgage interest payments This expired in April 2000.
  7. (en) Acronym for Mortgage Interest Relief At Source Abolished from 6 April 2000.
  8. (en) Mortgage Interest Relief at Source The mortgage lender will reduce the monthly payment required from a borrower by the amount of tax relief applicable to the interest on the loan The lender can claim the balance from the Inland Revenue.
  9. (en) Mortgage Interest Relief at Source.
  10. (en) İnherited.
  11. (en) İnheritance.
  12. (en) Heritage.
  13. (en) Legacy.
  14. (en) Bequest.
  15. (en) Estate.
  16. (en) Heirdom.
  17. (en) Heirship.
  18. (en) Patrimony.
  19. (en) Deceased's estate.
  20. (en) The Government used to grant tax relief on some of your mortgage payments, reducing the costs to you It was abolished in April 2000.
  21. (en) Multiple isomorphous replacement plus anomalous differences.

mira (nedir ne demek)

  1. Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata.
  2. eski likya kentlerinden birinin adı. bir kuyruklu yıldız adı. ayrıca ispanyolcada da "bak" anlamındadır.
  3. (Riya. dan) Riya etme, riyakarlık yapma.
  4. (en) Surveyor's rod.
  5. (en) Remarkable variable star in the constellation Cetus.
  6. (en) MILAN infra-red active night vision attachment.
  7. (en) Microsoft's codename for its remote display technology This technology allows a simple tablet to be carried around which communicates to a desktop PC over WiFi networking.
  8. (en) Levelling rod.
  9. (en) Davion world , located in the Valexa PDZ region.
  10. (en) Look.

helal (nedir ne demek)

  1. Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı
    Örnek: Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. M. A. Ersoy
  2. Kurallara, geleneklere uygun.
  3. Nikâhlı eş.
  4. Kurallara, geleneklere uygun olarak.
  5. Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. Dini bakımdan kullanılmasında, yenilip içilmesinde, dinlenmesi veya bakılmasında yahut dokunulmasında nehiy olmayan.
  6. (en) Lawful.
  7. (en) Legitimate.
  8. (en) Permissible.
  9. (en) Lawful spouse.
  10. (en) Canonically lawful.

olağan (nedir ne demek)

  1. Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı
    Örnek: Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil, ulusal bir görevdir. T. Buğra
  2. Alışılmış olan, normal
    Örnek: Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur. H. E. Adıvar
  3. Beklenilen durumda bulunan,olağandışılığı bulunmayan.
  4. Beklenilen durumda bulunan,olağandışılığı bulunmayan.
  5. (en) Frequent.
  6. (en) Natural.
  7. (en) Simple.
  8. (en) Petty.
  9. (en) Run of the mill.
  10. (en) Regular.
  11. (en) Usual.
  12. (en) Ordinary.
  13. (en) Normal.
  14. (en) Common.
  15. (en) Everyday.
  16. (en) Commonplace.
  17. (en) Mediocre.
  18. (en) Mundane.
  19. (en) Run-off-the-mill.
  20. (al) Normal
  21. (fr) Normal

olma (nedir ne demek)

  1. Olmak işi veya durumu.
  2. (en) Happening.
  3. (en) Being.
  4. (en) Existing.
  5. (en) Existence.
  6. (en) Occurrence.
  7. (en) Maturation.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.024