|
ölçü alınan çizgi
-
Base line
-
Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
-
Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi
Örnek:
Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür. R. E. Ünaydın
-
Ölçme sonucu bulunan rakam.
-
Belirlenmiş boyut.
-
Değer, itibar
Örnek:
Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı. Y. Z. Ortaç
-
Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu.
-
Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
-
Ölçüt.
-
Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt.
-
Measure. measurement. dimension. scale. meter. metre. foot rule. extent. gage. gauge. prosody. size. standard. stint. test. dimensions.
-
Extent. gauge. level. measure. measurement. metre. norm. scale. size. test.
-
Dimension. gauge. measure. measurement. measuring. unit of measurement. size. proper degree. suitable limit. bounds. measure. meter. module. measuring stick. scale. gage. dosage. chain. tape. rhythm. meterage. calibration. dimensions.
-
Gauge
-
Stichmass
-
Jauge, calibre
-
[Olc] [OLC] v. measure, survey, clock, evaluate, gage, gauge, mete, meter, take
-
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril
Örnek:
Bu kâğıda üç çizgi çekti. Ö. Seyfettin
-
Yüz ve vücut hatlarının her biri
Örnek:
Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu. O. Rifat
-
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.
-
Temel
Örnek:
Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım. A. İlhan
-
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.
-
Bk. satır
-
Bk. damar
-
Line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.
-
Furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.
-
Dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok.
-
Line
-
Ruling
-
Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (Genellikle kireçli su ile çizilir.)
-
Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi
Örnek:
Yazılardan bıkmışım artık tek satır okumayayım. H. Taner
-
Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak.
-
Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.
-
Line, scanning line
-
Line. chopper. chopping knife. cleaver.
-
Chopper. cleave. line.
-
Zeile, Abtastzeile, Bildzeile
-
Kenar çizgisi, ölçü alınan çizgi
-
Bk. atmaca
-
Kaide, temel, esas, taban, dip
-
Sap dibi
-
Zool
-
Temel atmak, kurmak, tesis etmek
-
On veya upon ile bir esas üzerine bina ettirmek
-
Dayandırmak.
-
Alçak, adi, rezil
-
Korkak
-
Değersiz
-
Sahte, kalp
-
Dayandırmak, kurmak, tesis etmek
-
Çizgi, yol, hat
-
İp, sicim
-
İplik
-
Çoğ
-
Çizgilerle göstermek
-
Altına veya üstüne çizgi çekmek
-
Dizmek, bir sıraya koymak
-
Çizgilerle doldurmak
-
İçine astar koymak, astarlamak
-
Kaplamak
-
Doldurmak.
-
Çizmek, çizgi çizmek, kırıştırmak, astarlamak, kaplamak, doldurmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|