|
öğrenci dinlenme yeri
-
Genellikle üniversite ve yüksek okullarda öğrencilerin dinlenmeleri, toplumsal gereksinmelerini gidermeleri ve boş zamanlarını değerlendirmeleri için ayrılan yer ya da bu amaçla yapılmış olan bina.
-
Student lounge
-
Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, talebe, şakirt.
-
Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse.
-
Özel ders alan kimse.
-
1- Öğrenim görmek amacıyle herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. 2- Bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse.
-
Learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. student. scholar. pupil. disciple.
-
Learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. scholar. pupil. disciple. trainee.
-
Pupil. student. college boy. disciple. learner. school pupil.
-
Student, pupil, learner
-
Schoolboy
-
Schoolgirl
-
Dinlenmek işi, istirahat
-
Dinlenmek (II) işi.
-
Okulda öğretmen ve öğrencilerin ders aralarındadinlenmeleri için ayrılan zaman.
-
Rest. relaxation. recreation. breathing-space. recumbency. repose. respite.
-
Break. interlude. recess. recreation. refreshment. repose. respite. rest. relaxation.
-
Relaxation. rest. vacation. push / pull theory. repose.
-
Rest period
-
Suff. orium
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
Location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
-
Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.
-
Generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.
-
Commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.
-
Usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.
-
Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu
-
Genellikle fen, edebiyat, hukuk, tıp, mühendislik gibi alanlarda eğitim ve araştırma yapan fakültelerden oluşan yüksek öğretim kurumu.
-
University. college. university. varsity.
-
School. university.
-
University. varsity.
-
University
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|