|
öğecik göçü
-
Bir özdecikteki ögeciklerin konum değiştirmesi.
-
Bir özdecikteki ögeciklerin konum değiştirmesi.
-
Atomic migration
-
Atomwanderung
-
Migration atomique
-
Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı.
-
Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı.
-
Atom
-
Atom
-
Atome
-
Toprak kayması.
-
Landslip, landslide, falling of a mass of earth and rocks
-
Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret
Örnek:
Obalarının hâlâ arkası kesilmeyen göçleri devam etmekte idi. S. Ayverdi
-
Evden eve taşınma, nakil
-
Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları.
-
Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.
-
İktisadi, siyasi veya sosyal nedenlerle bir yerleşim biriminden başka bir yerleşim birimine doğru gerçekleşen nüfus hareketleri.
-
1. Mevsim, iklim, besin miktarı vb. sebeplere dayalı olarak hayvanların habitat değiştirmesi. 2. Bitkilerin yeni alanlara yer değiştirmesi. Migrasyon.
-
Migratory. immigration. migration. emigration. drift. exodus. expatriation. transmigration.
-
Emigration. exodus. immigration. migration. settlement. change of abode.
-
Emigration. immigration. exodus. move. run.
-
Migration
-
Trek
-
Migration
-
Migration
-
Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon.
-
Durum, yer, vaziyet, pozisyon.
-
Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.
-
Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü.
-
Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri.
-
Bk. yerleştirme
-
Position. location. site. situation. status. attitude. configuration. lay. lie. standing. state. station.
-
Condition. location. place. position. situation. status. lacation. site.
-
Position. site. locations.
-
Position
-
Stellung
-
Position
-
Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.
-
Changing. exchange. replacement. alteration. conversion. shift. switch. interchange. commutation. disguise. leavening. modification. re-formation. recast. reformation. trans-.
-
Alteration. amendment. change. conversion. exchange. modification. shift. swap.
-
Alteration. shift. switching. change. distortion. conversion. shifting. alternation. change-over. modulation. variation. permutation. replacement. modification. inversion. substitution. denaturalization. transformation. change over. changing. commutation.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|