|
çok hücreli
-
Yapısında birden çok hücre bulunan (hayvan veya bitki).
-
Multicellular
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
-
Hücresi olan.
-
Cellular.
-
İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
-
Küçük oda
Örnek:
Üzerine ot bir yatakla bir battaniye atılmış, demir bir somyadan başka içinde bir şey olmayan çıplak bir hücrede bulunduğunu anladı. A. İlhan
-
Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda
Örnek:
Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi. S. F. Abasıyanık
-
Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
-
Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplâzma kitlesinden oluşan, sitoplâzma içinde çeşitli hayalî olayları yürüten çekirdek, endoplâzmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilâmentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplâzma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
-
Bk. odacık
-
Cellular. cell. cubicle. cabin. hole.
-
Cell. cell göze. alcove. niche. room. chamber.
-
Cell. room. chamber. alcove. niche. closet. cooler. cubby hole. cubicle.
-
Cell
-
Cellule
-
Küçük oda
Örnek:
Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti. R. Enis
-
Büyük kitaplıklarda çalışması uzun sürecek araştırıcılara ayrılan küçük oda.
-
Crib.
-
Carrell
-
Bir defada.
-
Ansızın
Örnek:
Birden döndüm ve tahminimde haklı olduğumu anladım. R. H. Karay
-
Birlikte, beraberce, hepsi bir arada
Örnek:
Şimdi, ikisi birden gülmekten kırılıyorlar. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Çabucak.
-
İnstantaneous. suddenly. at a stroke. all of a sudden. at one heat. at once. per saltum. plump. pop. sharp. short. slap. slap-bang. snap.
-
Suddenly. at once. short. bang. all of a sudden. all at once ansızın. aniden. at a time. at the same time.
-
All of a sudden. suddenly. outright.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|