|
çok aşamalı örnekleme
-
(Örnek.) (Örnek.) (örnek.) Her aşamada, bir önceki aşamada seçilen birimlerden bir alt-örneklem oluşturularak yapılan örnekleme, anlamdaş iç içe ömekleme.
-
Multistage sampling
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
-
Aşaması olan, kademeli.
-
Progressive.
-
Örneklemek işi veya durumu.
-
İllustration. exemplification. sampling.
-
Sampling.
-
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye.
-
Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale.
-
Evre.
-
Yargılıkların görev bakımından ayrıldıkları basamakların her biri.
-
1- Bayrak yarışlarına katılan takımların her bir koşucusuna düşen uzaklık. 2- Yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri.
-
Half-Way house. stage. degree. grade. rank. phase. tier. instance. cycle. estate. gradation. pitch. process. strand.
-
Phase. stage. stage evre. merhale. rank rütbe. mertebe.
-
Milestone. rank. stage. phase. functional grade. lap. nadir.
-
Degree, grade
-
Stage
-
Vorgabe
-
Defré
-
Étape
-
Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.
-
Previous. former. the former. ex. prior. foregoing. antecedent. anterior. last. old. onetime. past. preceding. pristine. quondam. sometime. before. hereinabove. pre-. pro-. ex-. preceding.
-
Antecedent. anterior. back. early. foregoing. former. initial. old. preceding. previous. prior. ex.
-
Previous.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|