|
çocuk bakıcısı
-
Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kız veya kadın, çocok bakıcı.
-
Baby sitter.
-
Babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.
-
Küçük yaştaki oğlan veya kız
Örnek:
Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay
-
Soy bakımından oğul veya kız, evlat
Örnek:
Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu
-
Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak
Örnek:
Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti. B. R. Eyuboğlu
-
Genç erkek.
-
Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
-
Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse.
-
Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
-
Bebeklik çağı ile erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan.
-
İnfant. junior. infantile. child. kid. youngster. baby. infant. son. brat. chit. juvenile. mite. moppet. seed. paed-.
-
Child. kid. youngster.
-
Child. infant. chap. chit. kiddie kiddy. mite. nipper. scion. youngster.
-
Child
-
Nipper
-
Bairn
-
Bakma işiyle görevlendirilen kimse
Örnek:
Ustanın anası yatalak oldu, yanına başka bir bakıcı kocakarı tuttum. A. Gündüz
-
Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse.
-
Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
-
Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse
Örnek:
Anlaşılıyor, alıcı değil, bakıcısın. Alıcı suratı yok sende pek. H. Taner
-
Koruyucu.
-
Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.
-
Falcı
-
Attendant. nurse. keeper. caretaker. care-taker. watcher. companion. companionway. dry nurse. nursemaid. tender.
-
Attendant. keeper. guard. nurse. fortune teller falcı.
-
Attendant. nurse. fortune teller. examiner. supervisor. surveillant. overlooker. guardian. caretaker. handler. minder.
-
1- Çocuğun bedensel ve ruhsal gelişmesini kolaylaştırıcı uğraşılar ile temizlik konusunda gösterilen düzenli çabaların tümüne verilen ad. 2- Kız öğrencilere bebeklik döneminden başlayarak çocuğun temizliği, sağlığı, beslenmesi ve eğitimi ile ilgili bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyle kimi okullarda okutulan ders.
-
Child care
-
Bakma işi.
-
Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.
-
Emek verme biçimi.
-
Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
-
Ve televizyon araçlarının, donatımının bozulmamasını, düzgün işlemesini sağlamak amacıyla gerekli işleri yerine getirme.
-
Bir araç ya da aygıtın düzgün çalışması, uzun ömürlü olması için yapılması gereken işlemlerin tümü.
-
Maintenance, repair
-
Nursing. respect. regard. aspect. point of view. care. attention. maintenance. nursing. attendance. custody. handling. keep. keeping. nurse. nurseling. nursling. nurture. overhaul. upkeep. way.
-
Attendance. attention. care. charge. maintenance. respect. standpoint. trust. upkeep.
-
Maintenance. care. servicing. upkeep. attention. attendance. control. overhaul. nursing. curing. after care. after sales service. charge. fosterage. keeping. staff management. provident care.
-
Maintenance
-
Reparatur, Bedienung, Wartung
-
Unterhaltung
-
Entretien
-
Appointed
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|