Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çocuk ana baba saplantısı nedir, çocuk ana baba saplantısı ne demek, çocuk ana baba saplantısıın anlamı (çocuk ana baba saplantısı nnd)

çocuk ana baba saplantısı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






çocuk ana baba saplantısı

  1. Ana babaların çocuğa, çocukların ana babalarına aşırı derecede bağlı olmaları.

çocuk (nedir ne demek)

  1. Küçük yaştaki oğlan veya kız
    Örnek: Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay
  2. Soy bakımından oğul veya kız, evlat
    Örnek: Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu
  3. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak
    Örnek: Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti. B. R. Eyuboğlu
  4. Genç erkek.
  5. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
  6. Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse.
  7. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
  8. Bebeklik çağı ile erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan.
  9. (en) İnfant. junior. infantile. child. kid. youngster. baby. infant. son. brat. chit. juvenile. mite. moppet. seed. paed-.
  10. (en) Child. kid. youngster.
  11. (en) Child. infant. chap. chit. kiddie kiddy. mite. nipper. scion. youngster.
  12. (en) Child
  13. (en) Nipper
  14. (en) Bairn

ana   US UK (nedir ne demek)

  1. Çocuğu olan kadın, anne
    Örnek: Gözyaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı. H. Taner
  2. Yavrusu olan dişi hayvan.
  3. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
  4. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü.
  5. Velinimet.
  6. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü.
  7. Temel, asıl, esas
    Örnek: Geçen yıl ana işlerden hiçbiri bitirilip bir sonuca varılamamıştır. M. Ş. Esendal
  8. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatır.
  9. (en) Chief. principal. key. main. primary. basic. leading. guiding. broad. capital. cardinal. fundamental. governing. grand. master. parent. staple. mother. principle. main part. head. matron.
  10. (en) Arterial. basic. cardinal. central. chief. fundamental. grand. leading. ma. main. mama. mammy. momma. mother. primary. rudimentary. mum. mom. maternal. principal.
  11. (en) A prefix in words from the Greek, denoting up, upward, throughout, backward, back, again, anew.
  12. (en) A suffix to names of persons or places, used to denote a collection of notable sayings, literary gossip, anecdotes, etc.
  13. (en) Thus, Scaligerana is a book containing the sayings of Scaliger, Johnsoniana of Johnson, etc. a collection of anecdotes about a person or place mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu.
  14. (en) Main. master. major. mother. patroness. fundamental. basic. capital. stock. principal. broad / adj ,. cardinal. central. chief. leading. mama mamma.
  15. (en) Mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu. a collection of anecdotes about a person or place.
  16. (en) Article Numbering Association.
  17. (en) American Numismatic Association, the national organization for coin collectors.
  18. (en) Association of National Advertisers An association whose members are advertisers, i e , companies that advertise their products or services.
  19. (en) American Nurses Association.
  20. (en) Association of National Advertisers.
  21. (en) Short for 'American Numismatic Association '.
  22. (en) Automatic Network Analyzer - A computer-controlled test system that measures microwave devices in terms of their small signal S-parameters The use of this instrument by both engineering and production permits quick and accurate characterization of the input and output impedance, gain, reverse isolation of individual units and the degree of match between units.
  23. (en) Hole.
  24. Her cinsten aynı miktarda
  25. Sonek ait olan koleksiyon: Americana, Shakespeareana.

baba   US UK (nedir ne demek)

  1. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek
    Örnek: Türk babanın ve Türk ananın çocuğu Türktür. Anayasa
  2. Çocuğu olmuş erkek, peder.
  3. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme.
  4. Çatı merteği.
  5. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse.
  6. Anlayışlı, iyi huylu erkek.
  7. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı.
  8. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse.
  9. (Mimarlık) (Mimarlık) Mahya kirişini dikey olarak alttan tutan kalın, kare kesitli kerestelerden her biri. a. bk. çatı.
  10. (en) Father. daddy. dad. papa. pa. pater. pop. old man. the old man. goodman. governor. the governor. guv. guvnor. senior. sire. begetter.
  11. (en) Dad. daddy. father. pa. papa. pop. poppa. bollard. newel post. very good. great. very difficult.
  12. (en) A kind of plum cake. a small cake leavened with yeast.
  13. (en) Father. venerable old man. upright post of a staircase. knob. post. snubbing post. boss. timberhead. king post. crown post. pillar post. broachpost. corner post. bitt. male. begetter. governor. head post. papa. patronymic. pop.
  14. (en) A term of affection for a Saint or holy man. a term of affection for a saint or holy man meaning 'father'.
  15. (en) Religious master or father; term of respect. a small cake leavened with yeast.
  16. (en) King-Post
  17. (fr) Poinçon
  18. Antik Sümerli bir Tanrıça

saplantı (nedir ne demek)

  1. Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks
    Örnek: Üstadı bu saplantısından kurtarmak kolay olmamıştı. H. Taner
  2. 1- Belli bir düşünce ya da yararsız bir eylem üzerinde direnme biçiminde kendini gösteren ve engel olunamayan içtepi. 2-Bir kimsenin saplanmış olduğu ve kendini kurtaramadığı yanlış düşünce.
  3. (en) Obsession. idee fixe. monomania. crank. determination. idol. possession.
  4. (en) Bug. delusion. fetish. fixation. hobbyhorse. obsession. fixed misconception. fixed idea. a bee in one's bonnet. hang-up sabit fikir. fikrisabit. idefiks.
  5. (en) Obsession. fixed idea. ideé fixe. a bee in one's bonnet. idée fixe.
  6. (en) Obsession

çocuklar (nedir ne demek)

  1. Arkadaşlar!
  2. Evlâd.
  3. (en) [Çocuk] [çocuk] n. child, kid, youngster, baby, infant, son, brat, chit, juvenile, mite, moppet, seed
  4. (en) [Çocuk] [çocuk] n. child, kid, youngster, baby, infant, son, brat, chit, juvenile, mite, moppet, seed

aşırı (nedir ne demek)

  1. Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın
    Örnek: Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir. O. Rifat
  2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit.
  3. Gereğinden fazla, çok.
  4. Ötede, ötesinde.
  5. Gereğinden fazla olarak, çokça.
  6. (en) Extreme. excessive. ultra. super. acute. breakneck. camp. crusted. deep. desperate. devilish. disproportionate. exaggerated. exceeding. exorbitant. exquisite. extortionate. extravagant. fancy. ferocious. fond. fucking. fulsome. heavy. like hell. hell.
  7. (en) Astronomical. awfully. excess. excessive. exorbitant. extortionate. extravagant. extreme. extremely. fierce. immoderate. inordinate. mortal. overdone. overmuch. redundant. steep. surplus. too. undue. unduly. unrestrained.
  8. (en) Beyond. over. devilish. exaggerated. in excess. to excess. excessive. exorbitant. fanatic. fulsome. heavy. immoderate. inordinate. like anything. overflowing. overmuch. over the top. rabid. red hot. sore. steep. too too. ultimate. ultra. undue. ungodly. u.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük