|
çoban merhemi
-
Terementi ve mum yağı ile yapılmış yara merhemi.
-
Koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse
Örnek:
Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede? Z. Gökalp
-
Bir takımyıldızın adı.
-
Bkz. ayak.
-
Shepherd. herdsman. sheepman. cowman. grazier. shieling. bucolic.
-
Herdsman. shepherd.
-
Herdsman. shepherd. sheepherder. flockman. sheperd.
-
Shepherdess
-
Swain
-
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
-
Bacak.
-
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.
-
Vücudun belden aşağı bölümü.
-
Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi.
-
Basamak.
-
Fut.
-
Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
-
(Türkiye'De) (Türkiye'De) (Türkiye'de) Bir ya da daha çok yapımcının, dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu.
-
Bk. üçayak
-
Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.
-
Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan; bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf. a. bkz. murakıp.
-
Foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.
-
Act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.
-
Foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.
-
Pous, foot
-
Pied
-
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç
Örnek:
O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Çare
Örnek:
Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın? Z. Paşa
-
Ointment. salve. balm. pomade. pomatum. unction. unguent.
-
Cream. emulsion. ointment. salve.
-
Ointment. salve. emulsion. pomade. unguent.
-
Terebentin.
-
Terebinth
-
Bir fitilin üzerine erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülüp genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı
Örnek:
Kandil geceleri bu velilerin yerleri mumlarla donanırdı. Y. K. Beyatlı
-
Bal mumu.
-
Işık şiddeti birimi, kandela.
-
Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler.
-
Aydınlanma yeğinliği birimi.
-
Aydınlanma yeğinliği birimi.
-
Candle. wax. solid paraffin. candlepower.
-
Candle.
-
Silent; not speaking.
-
Be silent! Hush! Silence.
-
A sort of strong beer, originally made in Brunswick, Germany. secrecy; 'mum's the word' failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.
-
Candle. wax. candlepower. candela. rubbing. wax candle.
-
Of China. informal terms for a mother. secrecy; 'mum's the word'. failing to speak or communicate etc when expected to; 'the witness remained silent'.
-
Candle
-
Kerze
-
Bougie
-
Bir çeşit sert ve tatlı bira.
-
Dili kasımpatı, krizantem.
Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EPAREN in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 927
-
(-Med,-
-
Susmuş, suskun
-
(Ünlem) (Ünlem) (ünlem) Sus! Mums the word
-
Dili efendim (hanımlara)
-
İng., dili anne.
-
Maske ile oynamak, dilsiz oyunu oynamak
-
Sus!
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|