|
çizgi hakemi
-
Voleybolda topun veya ayağın çizgiye temas durumunu belirlemekle görevli hakem.
-
Linesman, lineman
-
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril
Örnek:
Bu kâğıda üç çizgi çekti. Ö. Seyfettin
-
Yüz ve vücut hatlarının her biri
Örnek:
Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu. O. Rifat
-
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.
-
Temel
Örnek:
Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım. A. İlhan
-
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.
-
Bk. satır
-
Bk. damar
-
Line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.
-
Furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.
-
Dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok.
-
Line
-
Ruling
-
Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (Genellikle kireçli su ile çizilir.)
-
Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi
Örnek:
Yazılardan bıkmışım artık tek satır okumayayım. H. Taner
-
Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak.
-
Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.
-
Line, scanning line
-
Line. chopper. chopping knife. cleaver.
-
Chopper. cleave. line.
-
Zeile, Abtastzeile, Bildzeile
-
Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi.
-
Belirli bir konudan iyi anlayan kimse.
-
Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse.
-
Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse
Örnek:
Hakem, üçüncü defa tekrar ederse güreşe son vereceğini ilan etti. H. E. Adıvar
-
Bk. yansız aracı
-
Arbitral. arbitrator. arbiter. referee. umpire. adjudicator. judge.
-
Arbiter. arbitrator. judge. ref. referee. umpire. referee. umpire yargıcı. adjudicator yargıcı.
-
Arbiter.
-
Referee
-
Oyunun kurallara uygun olarak yönetilmesinden sorumlu olan ve kararlarına uyulması gereken görevli.
-
Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu, uçan top.
-
Volleyball.
-
Değme, dokunma (I), dokunuş (I).
-
Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet
Örnek:
Her nevi halkla temas ve kaynaşma hâlinde bulunmalıdır. S. F. Abasıyanık
-
Değinme, sözünü etme, bahsetme.
-
Gidip gelme, ulaşım, bağlantı.
-
Dokunma.
-
Bk. değme
-
Bk. değini
-
Contact. touch. communication. contiguity. feel.
-
Brush. contact. touch.
-
Contact. touch. communication.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|