|
çivi yazısı
-
Eski Farsların, Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı.
-
Cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.
-
İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.
-
Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
-
Nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.
-
Nail.
-
Nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.
-
Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
-
Alfabe.
-
Harfleri yazma biçimi.
-
Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
-
Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
-
Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
Örnek:
İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
-
Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
-
Yazgı.
-
Düz yer, ova, kır.
-
Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
-
Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
-
Bk. arayazı
-
Title, caption
-
Clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.
-
Article. contribution. paper. tail. writing.
-
Article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.
-
Calligraphy
-
Writing, script
-
Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
-
Titre, carton
-
Écriture
-
Sessiz sinema çağında söyleşmeleri, sözü vermek; konuyla, olguyla ilgili açıklamalarda bulunmak için, iki çekim arasına yerleştirilen yazı.
-
Subtitle, continur ity title, bridging title, spoken title
-
Zwischentitel
-
Sous-Titre, inter-titre, carton
-
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
Örnek:
Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç
-
Önceki, sabık
Örnek:
Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş. H. Taner
-
Geçerli olmayan
Örnek:
Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. R. N. Güntekin
-
Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
-
Geçmiş çağlardaki
Örnek:
Kendimi eski zamanların eski bir gecesinde gayet geç bir saatte sokakta dolaşıyorum sanıyordum. R. N. Güntekin
-
Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
-
Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
Örnek:
Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. H. Z. Uşaklıgil
-
Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.
-
Eskiye ait,eski devirden kalma arkaik, kalıntı.
-
Old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.
-
Ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.
-
Ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.
-
Archaic
-
Archaique
-
Kuzey yarım kürede 21 Haziran-23 Eylül tarihleri arasındaki zaman dilimi, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsim
Örnek:
Çok sıcak bir yaz gecesiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kuzey yarımyuvarında yılın 21 haziranla 23 eylül günleri arasında kalan bölümünü kapsayan iki ana mevsimden biri.
-
Aestival. summer. summer. summertime.
-
Aestival. summer. summertime.
-
Summer. summertime.
-
Summer
-
Été
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|