|
çivi çıkar
-
Gönül yarası kapansa da unutulmaz.
-
İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.
-
Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
-
Nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.
-
Nail.
-
Nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.
-
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
Örnek:
Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Anayasa
-
Menfaat.
-
Profit. benefit. interest. advantage. self. capital. expedience. expediency. grist to the mill. number one. stake.
-
Advantage. benefit. convenience. expediency. gain. good. interest. profit. stake. self-interest. self-seeking.
-
Advantage. interest. profit. benefit. vail.
-
Bir kimseyi derin üzüntü içinde bırakan acı
Örnek:
Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır. R. H. Karay
-
Heartbreak.
-
Heartache.
-
Heartbreak. wound.
-
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı
Örnek:
Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi. O. S. Orhon
-
İstek, arzu.
-
1- (Geniş anlamda) Duyguların, ruhsal kıpırdanmaların, iç çabaların taşıyıcısı. 2- (Gizemcilikte) Kişiyi Tanrı'yla, insanla ve dünyayla içten bir ilişki içine koyan, ruhun derinliklerindeki güç. 3- Duygu bağlılığı yetisi: duygunun bağlılık, birliktelik duyuran kavrayıcılığı.
-
Heart. soul. feelings.
-
Breast. heart. soul. feelings. mind. inclination. desire.
-
Mind. inclination. desire. willingness. heart.
-
Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik
Örnek:
Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım. R. H. Karay
-
Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık.
-
Dert, üzüntü, acı.
-
Bruise. canker. cut. hurt. injury. lesion. raw. sore. trauma. ulcer. wound.
-
Cut. lesion. sore. wound. injury. gash. boil. pain.
-
İnjury. wound. open sore. ulcer. laceration. gash. rent. tear. hurt. insult. lesion. trauma.
-
Scotch
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|