Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çit çekmek nedir, çit çekmek ne demek (çit çekmek nnd)

çit çekmek nedir, çit çekmek ne demek?

çit çekmek

  1. (en) Hurdle.

çit (nedir ne demek)

  1. Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü, çeper, barı
    Örnek: Çitten her akşam yaptığım gibi mektepten kalmış bir spor aşkı ile atladım. S. F. Abasıyanık
  2. Pamuktan dokunmuş basma.
  3. Baş örtüsü, yazma, yemeni.
  4. (en) Fence.
  5. (en) Fencing.
  6. (en) Barrier.
  7. (en) Ring fence.
  8. (en) Hedge.
  9. (en) Paling.
  10. (en) Palisade.
  11. (en) Enclosure.
  12. (en) Hurdle.
  13. (en) İnclosure.
  14. (en) Compound.
  15. (en) Hoarding.

çekmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
  3. Germek.
  4. İçine almak, emmek.
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak.
  7. Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
  8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
  9. Bk. çevirmek
  10. Hlk. Kan almak.
  11. Uzaklaşmak, kaybolmak: “Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.” -S. İleri. “Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir.” -S. Ayverdi.
  12. (en) Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out.
  13. (en) Pull up.
  14. (en) Hoist, run up.
  15. (en) Whisk.
  16. (en) Stretch.
  17. (en) Arrest.
  18. (en) Conjugate.
  19. (en) Toss.
  20. (en) Up with.
  21. (en) Receive.
  22. (en) Claw.
  23. (en) Be cursed with smth.
  24. (en) Take one's medicine.
  25. (en) Stand the racket.
  26. (en) Pull.
  27. (en) Draw.
  28. (en) Magnetize.
  29. (en) Attract.
  30. (en) Suffer.
  31. (en) Go through.
  32. (en) Bear.
  33. (en) Shrink.
  34. (en) Pull over.
  35. (en) Pull away.
  36. (en) Tow away.
  37. (en) Take after.
  38. (en) Undergo.
  39. (en) Carry.
  40. (en) Engross.
  41. (en) Hold.
  42. (en) İnhale.
  43. (en) Abide.
  44. (en) Absorb.
  45. (en) Bear with.
  46. (en) Broo.
  47. (en) Abstract.
  48. (en) Appeal.
  49. (en) Beguile.
  50. (en) Brook.
  51. (en) Captivate.
  52. (en) Drag.
  53. (en) Endure.
  54. (en) Enthrall.
  55. (en) Experience.
  56. (en) Extract.
  57. (en) Haul.
  58. (en) İnflect.
  59. (en) Know.
  60. (en) Lure.
  61. (en) Unfurl.
  62. (en) Weigh.
  63. (en) Withdraw.
  64. (en) To pull.
  65. (en) To draw.
  66. (en) To drag.
  67. (en) To haul.
  68. (en) To tug.
  69. (en) To lug.
  70. (en) To tow.
  71. (en) To withdraw.
  72. (en) To hoist.
  73. (en) To extract.
  74. (en) To carry.
  75. (en) To support.
  76. (en) To pull out.
  77. (en) To suffer.
  78. (en) To undergo.
  79. (en) To bear.
  80. (en) To endure.
  81. (en) To abide.
  82. (en) To put up with.
  83. (en) To absorb.
  84. (en) To inhale.
  85. (en) To shrink.
  86. (en) To içmek.
  87. (en) To take.
  88. (en) To grind öğütmek.
  89. (en) To shoot.
  90. (en) To run up.
  91. (en) To catch.
  92. (en) To conjugate.
  93. (en) To decline.
  94. (en) To weigh.
  95. (en) To attract.
  96. (en) To magnetize.
  97. (en) To charm.
  98. (en) To captivate.
  99. (en) To appeal.
  100. (en) To beguile.
  101. (en) To distil.
  102. (en) To lay döşemek.
  103. (en) To give.
  104. (en) To give a meaning.
  105. (en) To interpret.
  106. (en) To last.
  107. (en) To drive.
  108. (en) To put on.
  109. (en) To wear.
  110. (en) To pull on.
  111. (en) To draw on giymek.
  112. (en) To apply.
  113. (en) To please.
  114. (en) To suck in.
  115. (en) To breath in.
  116. (en) To sniff.
  117. (en) To pay.
  118. (en) To endear.
  119. (en) To go through.
  120. (en) To cal.

çevirmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph.
  11. (en) Turn.
  12. (en) Spin.
  13. (en) Upturn.
  14. (en) Exchange.
  15. (en) Roll.
  16. (en) Twirl.
  17. (en) Change to.
  18. (en) Bend.
  19. (en) Besiege.
  20. (en) Channel.
  21. (en) Direct.
  22. (en) Revolve.
  23. (en) Sweep.
  24. (en) To turn.
  25. (en) To rotate.
  26. (en) Revert.
  27. (en) Assemble.
  28. (en) Bowl.
  29. (en) Pull.
  30. (en) Turn over.
  31. (en) Dial.
  32. (en) Turn into.
  33. (en) Switch to.
  34. (en) Translate into.
  35. (en) Translate.
  36. (en) İnterpret.
  37. (en) Encircle.
  38. (en) Surround.
  39. (en) Enclose.
  40. (en) İnclose.
  41. (en) Avert.
  42. (en) Commute.
  43. (en) Convert.
  44. (en) Decline.
  45. (en) Deflect.
  46. (en) Divert.
  47. (en) Hedge in.
  48. (en) Hedge round.
  49. (en) Manage.
  50. (en) Point.
  51. (en) Point on.
  52. (en) Train.
  53. (en) Twine.
  54. (en) Twist.
  55. (en) To manage.
  56. (en) To refuse.
  57. (en) To return.
  58. (en) To reject.
  59. (en) To turn inside out.
  60. (en) To interpret.
  61. (en) To translate.
  62. (en) To enclose.
  63. (en) To surround.
  64. (en) To encircle.
  65. (en) To alter.
  66. (en) To administer.
  67. (en) To handle.
  68. (en) To wheel.
  69. (en) To swing.
  70. (en) To crank.
  71. (en) To commutate.
  72. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  73. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

hurdle   US UK (nedir ne demek)

  1. Çit çekmek, engeli aşmak, üstesinden gelmek, halletmek, engelli koşu yapmak
  2. Yarışlarda kullanılan engel veya çit
  3. Engelli yarış
  4. Seyyar ağıl
  5. İng

bağ (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne.
  2. Sargı.
  3. İlgi, ilişki, rabıta
    Örnek: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Anayasa
  4. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti.
  5. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm.
  6. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret.
  7. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası
    Örnek: Üzümünü ye de bağını sorma. Atasözü
  8. Meyve bahçesi.
  9. Bağlam, deste, demet.
  10. Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlananbağlanım.
  11. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.
  12. Yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı, ligament.
  13. Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi.
  14. (en) Contact.
  15. (en) Till.
  16. (en) Yoke.
  17. (en) Bunch.
  18. (en) Sheaf.
  19. (en) Relation.
  20. (en) Bath , spa.
  21. (en) Bond.
  22. (en) Brace.
  23. (en) Cord.
  24. (en) String.
  25. (en) Knot.
  26. (en) Vineyard.
  27. (en) Vinculum.
  28. (en) Beginnings.
  29. (en) Alliance.
  30. (en) Bandage.
  31. (en) Binder.
  32. (en) Connection.
  33. (en) Connexion.
  34. (en) Copula.
  35. (en) Copulation.
  36. (en) Corelate.
  37. (en) Daughter.
  38. (en) Fascia.
  39. (en) Fastener.
  40. (en) Fastening.
  41. (en) Header.
  42. (en) Lace.
  43. (en) Ligament.
  44. (en) Ligature.
  45. (en) Link.
  46. (en) Linkage.
  47. (en) Linkup.
  48. (en) Nexu.
  49. (en) İmpediment.
  50. (en) Restraint.
  51. (al) Bindung
  52. (al) Bindung Dgr.: Jap. ketug
  53. (fr) Lien
  54. (fr) Liaison

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.027