Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çil yavrusu gibi dağılmak nedir, çil yavrusu gibi dağılmak ne demek (çil yavrusu gibi dağılmak nnd)

çil yavrusu gibi dağılmak nedir, çil yavrusu gibi dağılmak ne demek?

çil yavrusu gibi dağılmak

  1. Perişan bir durumda, her biri bir yana dağılmak.
  2. (en) To stampede.

çil (nedir ne demek)

  1. Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia).
  2. Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler.
  3. Aynada oluşan leke.
  4. Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar.
  5. Tüyünde küçük benekler bulunan (hayvan).
  6. Yeni ve parlak (para veya altın)
    Örnek: Anneme elli çil altın bıraktılar. A. Gündüz
  7. Deride, yerel olarak melanositlerin artışı ve melanin birikimi nedeniyle kahverengimsi renkte pigment içeren benek veya leke, lentigo.
  8. (en) Lentigo.
  9. (en) Freckle.
  10. (en) Speckle.
  11. (en) Sun spot.
  12. (en) Fleck.
  13. (en) Hazel-Grouse dağtavuğu.
  14. (en) Freckled.

yavru (nedir ne demek)

  1. Yeni doğmuş hayvan veya insan.
  2. Çocuk, evlat
    Örnek: O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi minimini yavru ağlıyor. R. H. Karay
  3. Bir şeyin küçüğü
    Örnek: Ev, bodrumu, tavan arası ve iki katıyla tam bir konak yavrusudur. T. Buğra
  4. Güzel, alımlı genç kız.
  5. Bir bireyin meydana getirdiği ve yine kendi tipini meydana getirecek özellikteki bireyler; çocuk. Oğul döl.
  6. Bir bireyin meydana getirdiği ve yine kendi tipini meydana getirecek özellikteki bireyler, oğul döl.
  7. (en) Offspring.
  8. (en) Baby.
  9. (en) Little one.
  10. (en) Nestling.
  11. (en) Young.
  12. (en) Young animal.
  13. (en) Youngster.
  14. (en) Babe.
  15. (en) Babunbaby.
  16. (en) Chick.
  17. (en) Cracker.
  18. (en) Child.
  19. (en) Crumpet.
  20. (en) Bird.
  21. (en) The young.
  22. (en) Affectionate term for any child.
  23. (en) Sexy good-looking young woman.
  24. (en) Dish.
  25. (en) Dolly bird.
  26. (en) Kiddie kiddy.
  27. (fr) Enfants

gibi (nedir ne demek)

  1. ...-e benzer
    Örnek: İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir. H. Taner
  2. O anda, tam o sırada, hemen arkasından.
  3. İmişçesine, benzer biçimde
    Örnek: Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir. O. S. Orhon
  4. ...-e yakışır biçimde.
  5. (en) Like.
  6. (en) Kind of.
  7. (en) Something like.
  8. (en) Fashion.
  9. (en) Such as.
  10. (en) Wise.
  11. (en) So as.
  12. (en) Such.
  13. (en) As if.
  14. (en) As though.
  15. (en) About.
  16. (en) Around.
  17. (en) Almost.
  18. (en) Parkinson's law.

gib   US UK (nedir ne demek)

  1. Çivi, pin, saplama
  2. Erkek kedi.
  3. Çivi, cıvata, pim

dağılmak (nedir ne demek)

  1. Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
    Örnek: Yolcular artık yavaş yavaş dağılıyorlardı. H. Taner
  2. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek.
  3. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak
    Örnek: Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu. A. Kutlu
  4. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak
    Örnek: Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı. C. Uçuk
  5. Birliği, beraberliği bozulmak.
  6. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak.
  7. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak
    Örnek: Ona ne zaman rastlasanız, içiniz açılır, efkârınız dağılır. H. Taner
  8. (en) Disperse.
  9. (en) Separate.
  10. (en) Scatter.
  11. (en) Disband.
  12. (en) Come apart.
  13. (en) Disintegrate.
  14. (en) Crack up.
  15. (en) Go to pieces.
  16. (en) Fly to pieces.
  17. (en) Go splinters.
  18. (en) Go into splinters.
  19. (en) Be scattered.
  20. (en) Adjourn.
  21. (en) Clear.
  22. (en) Clear away.
  23. (en) Decay.
  24. (en) Decompose.
  25. (en) Diffuse.
  26. (en) Disrupt.
  27. (en) Dissolve.
  28. (en) Fall.
  29. (en) Splinter.
  30. (en) Spread.
  31. (en) Dissipate.
  32. (en) Lift.
  33. (en) Split.
  34. (en) To scatter.
  35. (en) To disperse.
  36. (en) To be dispersed.
  37. (en) To be messed up.
  38. (en) To be dissolved.
  39. (en) To disintegrate.
  40. (en) To crumble.
  41. (en) To calcine.
  42. (en) To stagger.
  43. (en) To decompose.
  44. (en) To shatter.
  45. (en) To dissolve.
  46. (en) To spread.
  47. (en) To dissipate.
  48. (en) Fall apart.
  49. (en) Fall out.
  50. (en) Range.
  51. (en) Strew.

perişan (nedir ne demek)

  1. Dağınık, düzensiz, karmakarışık
    Örnek: Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için. C. Şehabettin
  2. Acınacak durumda olan, zavallı
    Örnek: Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan ağır ağır yürüyorlardı. Ö. Seyfettin
  3. (en) Wretched.
  4. (en) Perturbed.
  5. (en) Desolate.
  6. (en) Abject.
  7. (en) Miserable.
  8. (en) Spent.
  9. (en) Scattered.
  10. (en) Disordered.
  11. (en) Perplexed.
  12. (en) Bewildered.
  13. (en) Distraught.
  14. (en) Dishevelled.
  15. (en) Gaunt.
  16. (en) Ruinous.

durum   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
  7. (en) Capacity.
  8. (en) Order.
  9. (en) Point.
  10. (en) Things.
  11. (en) Circumstances.
  12. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  13. (en) Condition.
  14. (en) Situation.
  15. (en) Circumstance.
  16. (en) State.
  17. (en) Case.
  18. (en) Position.
  19. (en) Status.
  20. (en) Attitude.
  21. (en) Score.
  22. (en) Occasion.
  23. (en) State of affairs.
  24. (en) Ball game.
  25. (en) Conjuncture.
  26. (en) Context.
  27. (en) Estate.
  28. (en) Event.
  29. (en) Fact.
  30. (en) Fettle.
  31. (en) Footing.
  32. (en) İnstance.
  33. (en) Pass.
  34. (en) Plight.
  35. (en) Posture.
  36. (en) Repair.
  37. (en) Set-Up.
  38. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  39. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012