|
çift zamanı
-
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler).
-
Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş
Örnek:
Kocası İtalyan, karısı Sırbistanlı olan bu çift ile araları pek iyi idi, ailece de görüşüyorlardı. R. H. Karay
-
Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan.
-
Küçük maşa veya cımbız.
-
Osmanlılarda en az birçiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçen köylüden yılda bir kez alınan bir toprak vergisi.
-
Even. dual. double. duplicate. binary. twin. duple. conjugate. dyad. geminate. double. couple. pair. double. brace. yoke. duet. amphi-. bi-. ambi-. dipl-. diplo.
-
Binary. couple. double. dual. duplicate. pair. twin.
-
Double. dual. even. binary. couple. pair. duplicate. even number. multiple. twofold. doublet. yoke. plowland. tandem. dublex. coupled. dyad. brace. doubly. twain. two. twosome.
-
Even
-
Breathing space.
-
Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası
Örnek:
Kulübelerinize ve tarlalarınıza ne kadar üzülseniz yeridir. R. E. Ünaydın
-
Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.
-
Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak.
-
Field. arable field. infield.
-
Field. arable field. garden bed.
-
Arable field. grounds. plantation.
-
Field
-
Plantation
-
Champ
-
Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü
Örnek:
Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu. P. Safa
-
Masa ve dolapta küçük çekmece.
-
Sürülerek kullanılan.
-
Kirpik diplerine sürülen siyah boya, is
Örnek:
Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu. A. Gündüz
-
Mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.
-
Sürmek işi.
-
Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.
-
Çapraza alınan güreşçiyi çelme takılacak duruma getirip düşürebilmek için gerisingeri götürme.
-
Mantarıgillerden ileri gelen ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı; kör, rastık, is, kurum, karamuk, karadoğu.
-
Driving. drive. continuation. proscription. application. eye liner. kohl. cursor. smear.
-
Continuation. transportation. kohl. bolt. silding bar. drawer. till. application. driving. sliding. bunt.
-
Drive. sliding. exile. exiling. latch. drawer. smut. continuing. bar. bolt. eye make-up. kohl. rubbing. pushing. pusher. endurance. duration. continuation. slipboard. conduct. driving. fastening. drift. dabbing. plowing. propelling. propulsion. f.
-
Smut
-
Brand
-
Charbon
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|