|
çevrim içi
-
Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma.
-
Devir.
-
Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol, devre.
-
Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi.
-
Reel gayrisafi yurtiçi hasılanın reel büyüme eğilimi uzun dönem büyüme hızı-ortalama büyüme hızı etrafında birbirini izleyen daralma, dip, yükselme, patlama gibi aşamalardan geçtiği ve her aşamanın bir sonraki aşamayı oluşturacak dinamikleri içerdiği ve etkilediği süreç.
-
Elektriksel erke üretecinin ucaylarma bağlanarak kesiksiz bir iletim yolu oluşturan iletken aygıtlar ya da gereçler dizisi.
-
1. Bir dizgede oluşan ya da bir dizgenin oluşturduğu bir dizi değişikliğin her biri. (Herçevrim sonunda bu değişiklik başlangıç noktasına döner. Örneğin bir dalgalı akımda, en büyük pozitif akımdan en büyük negatif akıma ya da bunun tersine gidiş birçevrimdir. Bir dalgalı akımın yinelenimi, saniyedekiçevrim sayısına eşittir)
-
(Özellikle) (Özellikle) Bir elektromıknatıs dalganın tam bir salınımı; bu durumda,çevrim, radyo yineleniminin temel birimidir (kilosikl =1.000 sikl, gigasikl =1.000 megasikl. Yinelenimler genellikle saniyedeçevrim (c/s) ya da hertz olarak belirtilir).
-
1- Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol. 2- İş elde etmek için motora yeni karışımın alınmasıyla başlayıp, yandıktan sonra dışarı atılmasına kadar olan işlemlerin,tümü.
-
Cycle
-
Conversion.
-
Circuit. cycle devir. circuit devre.
-
Circuit.
-
Cycle, business cycle
-
Circuit
-
Schwingungszug
-
Kreis
-
Kreis, Schaltung
-
Cycle
-
Circuit , Schaltung
-
[Ici] [ICI] adv. here, hither, over here
-
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
Örnek:
Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan
-
Oyuk ÅŸeylerin boÅŸluÄŸu.
-
Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
-
Toplu bir durumda bulunan kimse
Örnek:
Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde? O. V. Kanık
-
Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne.
-
Ten ile dış giysiler arası
Örnek:
Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. E. Bener
-
Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
-
Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
-
1. Kapalı yerlerde geçen görünçlükleriiçine alan çekim
-
İşlikte, kapalı yerlerde çevrilmiş çekim. Dış'ın karşıtı.
-
İnterior (shot), indoor (studio shot)
-
İnternal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
-
Bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
-
İnside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
-
Innenaufnahme
-
İntérieur
-
Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.
-
Çok sayıda aritmetiksel ya da mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, çalışması sırada bir işletmen'in işe karışması gerekmeksizin, önceden verilmiş bir izlenceye göre özdevimli olarak yürüten bir veri işleyici,
-
Bilgi depolayan, bu bilgiye bir dizi mantıksal işlem uygulayan ve istenildiğinde bu işlemlerin sonucunu bilgi olarak sunan elektronik aygıt.
-
Computer, data processing system
-
Computer
-
Computer, Rechenanlage
-
Rechenmaschine
-
Calculatrice, ordinateur
-
Ordinateur, calculateur
-
Bir baÄŸ ile tutturulmuÅŸ olan
Örnek:
Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
Örnek:
Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
-
Sınırlanmış, sınırlı.
-
Kapatılmış olan, kapalı.
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
-
Sadık
Örnek:
Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
-
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
-
Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
-
Mülzem.
-
İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
-
Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
-
Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
-
Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
-
Coupled
-
Gekuppelt
-
Accouplé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|