|
çete savaşı
-
Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılan savaş
Örnek:
Onlar da kendilerine göre bir çete savaşı yapmak hevesine düşmüş olabilirler. S. Birsel
-
Küçük asker birliklerince ya da asker olmayan küçük topluluklarca düşman ordusu gerisinde düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak sürdürülen savaş.
-
Gang warfare.
-
Guerilla warfare
-
Guerre de guerillas
-
Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik
Örnek:
Bir korsan çetesi kuracak, adadan adaya geçerek... R. H. Karay
-
Yasa dışı işler yapmak için bir araya gelmiş topluluk.
-
Ortak bir amaca ulaşmak için kendi kararlarıyle aralarında sıkı bir birlik kuran küme. (Toplumsal gelişimde on yaşlarında başlayarak yeniyetmelik ötesine değin sürer.)
-
Gang. mob. ring. band. crew. guerrilla. guerilla.
-
Gang. band. criminal organization.
-
[savaş] n. war, warfare, battle, fight, combat, fighting, struggle, campaign, conflict, crusade, fray
-
Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, muharebe, harp, cenk.
-
Uğraşma, kavga, mücadele.
-
Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele.
-
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.
-
Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı.
-
1. Silahlı çatışma. 2. Uğraşma, kavga, mücadele.
-
War. fighting. wartime. war. warfare. battle. fight. combat. fighting. struggle. campaign. conflict. crusade. fray.
-
War. fighting. wartime. warfare. battle. fight. combat. struggle. campaign. conflict. crusade. fray. action.
-
Fight. war. warfare. struggle. striving. battle. hostilities. hostility. sword.
-
War
-
Guerre
-
Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
Örnek:
Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm. M. Ş. Esendal
-
Yaşı daha az olan
-
Niceliği az olan
-
Niteliği aşağı olan, bayağı.
-
Geri aşamada.
-
Değersiz, önemsiz
-
Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
-
Kısık, parlak olmayan(ses)
-
Small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.
-
Compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.
-
Minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.
-
Erden generale kadar orduda görevli bulunan herkes.
-
Er.
-
Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli.
-
Yurdun korunması yolunda iyi dövüşmesini başaran.
-
Askerlik görevi veya ödevi.
-
Bk. er
-
Soldier. warrior. guardsman. man-at-arms. serviceman. military service. troops.
-
Private. serviceman. soldier. warrior. conscript. military service. army. troops.
-
One who asks; a petitioner; an inquirer.
-
An ask; a water newt.
-
Soldier. soldiers. army. man. military man. serviceman. troops.
-
Someone who asks a question.
-
İsteyen kimse, rica eden kimse, soran kimse
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|