|
çember görüntülük işlemi
-
Geniş görüntülük işlemlerinin, görüntülüğün 360 derecelik tam bir çember biçiminde olduğu en aşırı çeşidi; Circarama, Kinopanorama bunun başlıca örneklerindendir.
-
Full circle process, cylindrical screen, 360° projection
-
Zylindrisch Schirm
-
écran circulaire
-
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri.
-
Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi.
-
Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak.
-
Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.
-
Yazma, yemeni, baş örtüsü
Örnek:
Çemberimde gül oya / Gülmedim doya doya. Halk türküsü
-
Aşılması, çözümü güç durum.
-
Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka.
-
Durgan bir noktaya eşit uzaklıkta bulunan düzlemdeş noktaların oluşturduğu uzambiçim.
-
Bk. dolam
-
Çarpma tahtasına yere koşut olarak çalkılı, üzerinde ipten ağ takılı, içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan 0.45 m. çapında demirden halka.
-
Tekerlek lastiğinin içine oturduğu oluk biçiminde metal bölüm.
-
Circle. circumference. hoop. ring. bail. circuit. girth. round.
-
Circle. circumference. hoop. wooden ring. metal strip. large printed kerchief. basket ring.
-
Circle. band. hoop. orbit. ring. rim. strap. encirclement. bandage. ball. loop. girdle. iron. fillet. drum. perimeter. periphery. circular. peripheral. runner. wreath. hasp. ferrule. annulus. clip. ribbon. brasting. toroid. torodial.
-
Circle
-
Basket
-
Ring
-
Rim
-
Felge
-
Cercle
-
Jante
-
Circulus
-
Bir kez dolanacak miktarda olan.
-
Dolama işinin her defası.
-
1-Bir çarpım işlemi altında kapalı öğeler kümesi. 2- Öğecikleri, çevrimsel olarak dizilmiş özdeciğin geometrik biçimi.
-
Göstericide görüntü ya da sesin art arda birçok kez izlenebilmesini sağlamak amacıyla, bir film parçasının iki ucunun birbirine yapıştırılmasından oluşan çember.
-
Buckle (in film), loop, sound and picture loop
-
Ring
-
Filmschleife, Schleife
-
Boucle, film (en) boucle
-
Noyou
-
Ekran.
-
1. Göstericinin, üzerine görüntüleri yansıttığı, filmin izlenmesini sağlayan, çeşitli dokuda, beyaz, gerilmiş yüzey
-
(Mecaz olarak) Sinema. TV
-
Almaç ışıtacının dışarıya bakan, üzerinde görüntüler izlenen, iç çeperi ışınır özdekle sıvalı, dikdörtgen biçimindeki bölümü.
-
1-2. screen, projection screen, theatre (ABD: theater) screen, 3. television screen
-
Screen.
-
1-2. Bildwand, Projektionswand, Leinwand, Filmleinwand, Schirm, Projektionsschirm, 3. Bildschirm, Fernsehbildschirm, Fernsehschirm
-
1-2. écran (de cinéma, de projection), 3. écran (de télévision)
-
Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi, muamele.
-
Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.
-
Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
-
Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.
-
Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi.
-
1- Bir ya da birçok kümenin öğelerinden yeni bir kümenin bir öğesini türetme. 2- Sayılar ya da simgeler üzerinde yapılan toplama, çıkarma, üstiki, kökiki (karekök), gibi uzbilimsel uygulamalar.
-
Banking. procedure. operation. transaction. process. proceeding. processing. treatment.
-
Proceeding. process. sum. transaction. operation. treatment.
-
Transaction. operation. processing. process. procedure. act. bargain. commission. even deal.
-
Bargain
-
Operation
-
Operation, Betrieb
-
Opération
-
Olağan sinema görüntülüğünden daha büyük olan, filmin çerçeve oranına bağlı olarak değişen görüntülük.
-
Wide-screen, panoramic screen, scope
-
Breitwand, Breitschrim, Panoramabildwand, Panoramaleinwand
-
écran large (panoramique), grand écran
-
Eni çok olan, enli, vâsi
Örnek:
Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
-
Alanı büyük olan, dar karşıtı
Örnek:
Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
-
Bol (elbise).
-
Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
-
Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
Örnek:
Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
-
Çok.
-
Wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.
-
Ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.
-
Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.
-
Eksiksiz, kesintisiz
Örnek:
Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım. A. Gündüz
-
Bütün, tüm.
-
Zaman ve yer için anlamı kesinleştirir
Örnek:
Bohçasını aldı, tam çıkacaktı... Ö. Seyfettin
-
Uygun olarak, tıpkı, aynı.
-
Sırasında, anında
Örnek:
Tam mağazaya gireceğim zaman arkamdan bir ses geldi. Ö. Seyfettin
-
Gerçek, ehliyetli, yetkin, kusursuz
Örnek:
Reşit Galip tam bir idealist gibi öldü. O. S. Orhon
-
Amerikan doları.
-
Bk. belgin
-
Complete. full. whole. entire. just. exact. precise. perfect. integral. absolute. accurate. true. trueborn. very. accomplished. all-out. blank. clear. consummate. correct. dead. downright. engrained. even. factual. implicit. ingrained. intact. intima.
-
Absolute. accurate. bang. complete. consummate. crass. dead. definitive. direct. due. entire. exact. exactly. finished. flat. good. grand. graphic. immaculate. implicit. intact. just. literal. literally. outright. particular. perfect. positive. precise. precisely. prompt. proper. regular. sharp. square. strict. total. true. truly. unabridged. unadulterated. undivided. unqualified. unrelieved. utter. veritable. very. completely.
-
A woolen cap of Scottish origin.
-
Complete. full. perfect. whole. absolute. on the button. consummate. correct. direct. directly. entire. exact. exactly. express. implicit. mathematical. orthodox / adj. outright payment. precise. proper. resounding. ripe. solid. stark. strict. thorough. t.
-
Early Fon of Bum. abbr Test and Administration Manual.
-
Total Available Market.
-
Telecommunications Automation Model.
-
İskoç beresi
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|