Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çeliğe su vermek nedir, çeliğe su vermek ne demek, çeliğe su vermenin anlamı, ingilizcesi (çeliğe su vermek nnd)

çeliğe su vermek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






çeliğe su vermek

  1. (en) Temper

su (nedir ne demek)

  1. Yaşam kaynağı.
    Örnek: Dere suyu tekmil çamur. Halk kuyu suyu içmek mecburiyetinde... R. N. Güntekin
  2. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu
  3. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı.
  4. Bazı kokulu yaprak veya çiçekler imbikten çekilerek elde edilen kokulu sıvı.
  5. Yemeğin sulu bölümü
    Örnek: Belki de iki bardak turşu suyu içecek. S. F. Abasıyanık
  6. Hidrojenle oksijenden oluşan, oda sıcaklığında sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab.
  7. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik.
  8. Sutaşı.
  9. Bkz. çay.
  10. Sağ, salim.
  11. Canlıların yaşamında önemli bir yeri olan rengi, tadı, kokusu olmayan sıvı.
  12. (en) Water. aquatic. aqueous. water. aqua. juice. bourne. bourn. hydric oxide. adam's ale. hydro-.
  13. (en) Water. aquatic. aqueous. aqua. juice. bourne. bourn. hydric oxide. adam's ale. hydro-. head. impervious.
  14. (en) Water. public utilities. public utility services. utility stock. tons deadweight. adam's wine.
  15. (en) Sites in the ex-Soviet Union. switch user.
  16. (en) Status uncertain, often because of low search effort or cryptic nature of the element.
  17. (en) The 3-dimensional Lie group of 2 x 2 unitary matrices; the most common Lie group in mathematics and physics after the circle. the building letter code for the Surge Research Building, 90 Medical Center Way, San Francisco. A UNIX utility for temporarily switching users during a session Requires a password.
  18. (en) Special Unitary group of n x n matrices. Companies in the economic censuses in which the establishment and the company are one and the same See also MU.
  19. (en) Service User The end user at the customer premises.
  20. (en) Abbreviated form of Skinner Union, supplier of carburettors on six-cylinder Land-Rovers.
  21. (en) Signals Unit.
  22. (en) Subscriber Unit. abbr Signaling Unit.
  23. (en) FFEL Stafford Unsubsidized.
  24. (en) A command that substitutes another user's login for that of the user who invoked the command, logging in the invoking user under the substituted login The invoking user must know the login password for the user whose login is being substituted If no other user's login is specified, the command substitutes the root login.
  25. (en) Service Unit.

çay (nedir ne demek)

  1. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı.
  2. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek
    Örnek: O esnada bana sadece bir büyük bardak çay getirdiler. R. N. Güntekin
  3. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir tür içecek.
  4. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı
    Örnek: Sana bir şey söyleyeyim mi, artık çay davetlerinden bıktım. P. Safa
  5. Müzikli toplantı
    Örnek: Gittiği zengin arkadaşlarının çayından allak bullak gelir. H. Taner
  6. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu
    Örnek: Deli bir çayın kıyısındaki yalçın bir kaya gibidir. T. Buğra
  7. Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis).
  8. Çaygiller (Theaceae) familyasından, çiçekleri er dişi, nadiren tek eşeyli, kapsül tipi meyveleri olan, genç yaprakları toplanıp özel metotlarla kurutularak içecek olarak kullanılan, ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesinde kültürü yapılan, asıl vatanı Çin ve Japonya olan, her dem yeşil, ağaççık ya da çalı formundaki bitkiler.
  9. (en) Tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.
  10. (en) Brook. creek. stream. tea.
  11. (en) Brook. stream. tea. tea party. rivulent.
  12. Küçük alçak ada

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. (en) Accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.
  10. (en) Administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to concede. to deliver. to give in. to hand sth in. to provide. to furnish. to dispense. to present. to yield. to bear. to afford. to apply. to bend. to donate. to bestow. to grant. to assign. to devote. to sel. to pay. to sell. to offer. to attribute. just.
  11. (en) To give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. to vie in marriage. to produce. to yield. to hold. to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.
  12. (en) Bring
  13. (en) İnsert
  14. (en) Produce
  15. (en) Adjudge
  16. (en) Award
  17. (en) Adduce
  18. (en) Throw
  19. (en) Charter
  20. (en) Place

temper   US UK (nedir ne demek)

  1. Yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek
  2. Su karıştırıp yoğurmak (balçık)
  3. çeliğe su vermek, çeliği kızdırıp hemen soğutarak sertleştirmek, tav vermek, tavlamak
  4. Müz
  5. Terslik, huysuzluk
  6. Mizaç, huy, tabiat
  7. Kıvam, karar, terkip
  8. Tav, bir maddenin sertlik derecesi
  9. Bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey
  10. Kıvamına getirmek, çeliğe su vermek, sertleştirmek, akort etmek, sertleşmek (çelik)

yaşam (nedir ne demek)

  1. Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat
    Örnek: Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı. H. Taner
  2. Bir temel parçacığın oluşumu ve yok oluşu arasında geçen ortalama süre.time
  3. Cansız özdekten de, tinsel varlıktan da ayrı olarak canlıların (organizmaların) varlık biçimi ve varlık alanı; canlıların temel özelliği. Belirtileri: kendi kendine devinim, beslenme, çoğalma, üreme, etki ve tepki gösterme. Ancak, canlı ile cansız arasındaki kesin sınırı göstermek için henüz bilimsel araçlar tam yeterli değil. Örneğin, virüslerin en aşağı basamaktaki canlı varlıklar mı, yoksa kimyasal bir özdek mi olduğu henüz araştırma konusu; günümüzde canlı sorunu Aristoteles'in entelekheia kavramı ile ya da dirimsel etken (dirimselcilik) aracılığı ile çözülmeye uğraşılıyor. 2- Ölümün karşıtı: Varlıkların doğuşlarından ölümlerine dek uzanan her türden (özellikle beslenme, çoğalma) olayların bütünü. 3- (Fizikötesi bir ilke olarak:) a. Tini, düşünceyi de içine alan tümüyle doğal varlıklar, b. Doğa ve tin ilkesi olarak, her ikisinin kökü. c. Doğaya da egemen olan tinsel güç ya da doğayı da yaratan tanrısal güç olarak evrensel dirimlilik ilkesi. 4- Özel olarak insan yaşayışı için de kullanılan terim: a. Belli bir zaman sınırı içinde yaşanmış olan bedensel, ruhsal, tinsel olayların birliği, b. Biçim kazanmış yaşantıların tümü. c. Değerleri gerçekleştiren, insanın varoluşuna anlam veren ilke. d. İnsanın tinsel, tarihsel eylemlerinin tümü (Dilthey'de).
  4. Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
  5. (en) Experience. life. lifetime. living. vita.
  6. (en) Animation. being. days. existence. life.
  7. (en) Life. lifetime.
  8. (en) Life
  9. (en) Lifetime
  10. (al) Lebensdauer
  11. (fr) Vie
  12. (fr) Durée de vie
  13. (la) Vita

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük