|
çekmece
-
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme
Örnek:
Çekmecesinden utana utana bir şişe gazoz çıkardı. T. Buğra
-
İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık
Örnek:
Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim. Y. K. Beyatlı
-
Gemilerin barınabilecekleri koy.
-
Bkz, denizkulağı.
-
Mobilyada bırakılan boşluk içerisinde kendi kenarları ya da çıtalar üzerinde hareket eden, üstü açık kutu.
-
Bk. çekmece
-
Drawer.
-
Coffer. drawer.
-
Drawer, pigeonhole
-
Schublade
-
Tiroir
-
Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya
Örnek:
Çoğunlukla akşam yemeğinden sonra, sofra kaldırılınca yemek masasında yazardım o öyküleri. N. Cumalı
-
Aynı masada oturanların tümü.
-
Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm.
-
Düz duruşlu yer, düzlek yapı.
-
İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı.
-
Desk. table. console.
-
An independent group of closely related Chadic languages spoken in the area between the Biu-Mandara and East Chadic languages.
-
Desk.
-
Dough, usually referring to ground hominy, called nixtamal.
-
Spanish word meaning 'dough', as in tortilla masa.
-
A flour made from dried corn kernels which have been cooked in limewater, then left to soak overnight The corn is ground while still wet The dough is used to make corn tortillas Recipe: Corn Tortillas. mud; the combination of ingredients for the amalgamation process; finely ground ore, water, salt, magistral, and mercury.
-
The Media Association of South Africa.
-
MAH-sah dough made from dried corn, treated with lime, mixed with water. means corn.
-
Dough. an independent group of closely related Chadic languages spoken in the area between the Biu-Mandara and East Chadic languages.
-
Table
-
Table
-
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
Örnek:
Hemen aynalı dolabını açtı, en iyi çarşafını çıkararak acele giyinmeye başladı. P. Safa
-
Dönerek çalışan ve özellikle su çeken düzen.
-
Dönme dolap.
-
İstanbul bedesteninde dükkân.
-
Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
-
Düzen, hile, manevra.
-
Filmlerin dış etkilerden korunması ve saklanmasında kullanılan, havalandırma ve yangın söndürme donanımı bulunan madenden korumalık.
-
Storage cabinet, safe, vault
-
Cupboard. cabinet. closet. wardrobe. water-wheel. cabal. cheating. cuddy. dodge. dope. doubling. flimflam. frame-up. game. hutch. imposture. intrigue. jiggery-pokery. machination. machinations. maneuver. manoeuvre. ramp. repository. ruse. sell. trap.
-
Cheat. collusion. cupboard. game. intrigue. manoeuvre. scheme. sell. subterfuge. trick. trickery. wardrobe. water wheel. plot. monkey business. fridge. refrigerator. ice-box.
-
Cabinet. cage. cupboard. locker. rotor. turbine. wardrobe. waterwheel. whim. capstan. hoist. dolly. swift. shirpool. barrel. mill wheel. machine. mill. drum. flight. gin reel. rotary. dial. anger brace. safe. closet. deception. fetch. fixup. humbug. hutch.
-
Schrank
-
Armoire (à films)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|