Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çeşitli eşyalar nedir, çeşitli eşyalar ne demek, çeşitli eşyaların anlamı, ingilizcesi (çeşitli eşyalar nnd)

çeşitli eşyalar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






çeşitli eşyalar

  1. (en) Sundries

çeşitli (nedir ne demek)

  1. Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
  2. (en) Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
  3. (en) Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
  4. (en) Cumulative. assorted. different. various.

çeşit (nedir ne demek)

  1. Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi
    Örnek: Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı. H. Taner
  2. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
  3. Türlü
    Örnek: Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir. Y. K. Beyatlı
  4. (en) Kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.
  5. (en) Assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.
  6. (en) Sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.

eşya (nedir ne demek)

  1. Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü
    Örnek: Güçlük, ev bulmak ve eşyayı taşımak derdiyle başlar. B. Felek
  2. Gümrük mevzuatı kapsamında anılan her türlü madde.
  3. Bk. nesne
  4. (en) Goods. belongings. traps. appointments. furniture. thing. article. property. stuff. bulk. commodity. gear. ware.
  5. (en) Article. commodity. effects. freight. goods. things. unit. wares. objects. property. furniture. luggage. belongings.
  6. (en) Furniture. gear. goods. stuff. articles. luggage. belongings. merchandise. property. wares. commodities. objects. article. ware. material. materials. movable. bonded goods. chose. commodity. freightage. furnishing. lagan. object. things.
  7. (en) Goods

nesne (nedir ne demek)

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. (en) Article. object. objective. objective case.
  8. (en) Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
  9. (en) Object. thing. article. charm. chose.
  10. (en) Object
  11. (en) Determined direct object
  12. (al) Gegenstand
  13. (fr) Objet
  14. (fr) Complément direct déterminé, object
  15. (la) Objectum

sundries   US UK (nedir ne demek)

  1. Ufak tefek şeyler.
  2. öteberi, ufak tefek eşyalar, çeşitli eşyalar

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük