|
çay takımı
-
Çaydanlık, sütlük, şekerlik ve altı veya on iki çay fincanından oluşan takım
Örnek:
Bir çay takımı göndermek önerisi ilkin coşkunlukla kabul edilir. N. Cumalı
-
Çay sunulurken kullanılan örtü ve peçetelerin hepsi.
-
Tea set.
-
Tea-Things. tea set. tea service.
-
Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı.
-
Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek
Örnek:
O esnada bana sadece bir büyük bardak çay getirdiler. R. N. Güntekin
-
Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir tür içecek.
-
Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı
Örnek:
Sana bir şey söyleyeyim mi, artık çay davetlerinden bıktım. P. Safa
-
Müzikli toplantı
Örnek:
Gittiği zengin arkadaşlarının çayından allak bullak gelir. H. Taner
-
Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu
Örnek:
Deli bir çayın kıyısındaki yalçın bir kaya gibidir. T. Buğra
-
Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis).
-
Çaygiller (Theaceae) familyasından, çiçekleri er dişi, nadiren tek eşeyli, kapsül tipi meyveleri olan, genç yaprakları toplanıp özel metotlarla kurutularak içecek olarak kullanılan, ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesinde kültürü yapılan, asıl vatanı Çin ve Japonya olan, her dem yeşil, ağaççık ya da çalı formundaki bitkiler.
-
Tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.
-
Brook. creek. stream. tea.
-
Brook. stream. tea. tea party. rivulent.
-
Küçük alçak ada
-
Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman.
-
Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk.
-
Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup.
-
Birbirini tamamlayan şeylerin tümü
Örnek:
Kadın kahve takımlarını alıp çıktı. N. Cumalı
-
Sigara ağızlığı.
-
Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk
-
Benzer, gibi
Örnek:
... bu takım düşünceler arasında, dün sütçüye verilen paranın üstünün eksik geldiğini de hatırlıyor. M. Ş. Esendal
-
Bölüğü oluşturan birliklerden her biri
Örnek:
Bu binayı merkez taburundan bir takım bekleyecek. Ö. Seyfettin
-
1. Bir film çeviriminde görüntüleri saptama, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en ufak uygulamanlar topluluğu. TV
-
Bir televizyon yayınını, özellikle dışarıda canlı yayını gerçekleştiren en ufak uygulamanlar topluluğu.
-
L.Unit, film unit (crew), crew, team, 2. unit, crew, team
-
Set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe.
-
Set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe. ensemble. parcel. platoon. pool. range. togs. troop. unit.
-
Set. battery. gang. kit. layout. platoon. set. suite. tackle. team. train. group. new. troop. band or bunch of people. set of things. team. unit. crew. series. party. tool. fixture. system. implement. assembly. instrument. aggregate. device. h.
-
1. Aufnahmegruppe, Filmgruppe, Aufnahmestab, Stab, Personengruppe, 2. Aufnahmegruppe, Aufnahmestab, Stab, Team
-
Équipe, personnel, "team"
-
Bk. ayaktoputakımı.
-
Çay hazırlamak için kullanılan mutfak eşyası
Örnek:
Aşağı indim, çaydanlık, bakır mangalın kenarında, küle gömülmüş, demleniyor. Y. Z. Ortaç
-
Kettle. tea kettle.
-
Kettle. teapot.
-
Teapot. kettle. teakettle.
-
Süt koymaya yarayan kap.
-
Creamer.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|