|
çatlak gibi görünen desen
-
Crackle
-
Çatlamış olan.
-
Deli.
-
Çatlama.
-
Ara, aralık
Örnek:
İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar. Halikarnas Balıkçısı
-
Yer altındaki basınç ve gerilim dolayısıyla, taş kütlelerinin yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz
Örnek:
Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu . T. Buğra
-
Genellikle sert kayaç ve katmanlarda görülen; kökende var olan ya da oylum değişmeleriyle oluşan; ince, dar, ya da genişçe; yüzeysel ya da derin ayrılma yerleri.
-
İnterstitial. split. cracked. chapped. chappy. hoarse. crack-brained. nutty. queer. queer in the head. off one's rocker. balmy. barmy. batty. cloven. cuckoo. disordered. fractured. pixilated. potty. screwy. shaken. shaky. touched. off one's chump. cr.
-
Balmy. barmy. batty. bent. breakage. chink. cleavage. cracked. crackers. crackpot. dotty. fault. fissure. fracture. goofy. loony. lunatic. mad. madcap. mental. nut. nuts. nutshell. peculiar. rift. screwy. split. touched. chapped. hoarse. crazy. crackbrained. bananas. crevice. crack. break. chap.
-
Crack. crevice. fissure. rift. split. slit. mentally defective. cracked. chap. stria. leaky. fractural. chapped. batty. break. chink. cleft. crackers. cranny. crazy. daft. fault. flaw. fracture. nutty.
-
Diaclase
-
Chap
-
Shake
-
Rusty
-
Diaclase
-
...-e benzer
Örnek:
İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir. H. Taner
-
O anda, tam o sırada, hemen arkasından.
-
İmişçesine, benzer biçimde
Örnek:
Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir. O. S. Orhon
-
...-e yakışır biçimde.
-
Like. like. as. kind of. something like. fashion. like. such as. as. like. wise.
-
As. so as. like. such. as. such as. as if. as though. kind of. about. around.
-
Like. almost. as. such as. parkinson's law.
-
çivi, pin, saplama
-
Erkek kedi.
-
çivi, cıvata, pim
-
Ostensible.
-
Patent. apparent.
-
Visible. apparent.
-
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim.
-
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir.
-
Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi.
-
Yapma sanatı.
-
Desen yapma sanatı.
-
Bk. örnekçe
-
Bk. resim
-
Figure.
-
Design. line. pattern. figure. drawing.
-
Pattern. design. line.
-
Bir bölümün özdeş görünümlü bir parçası, bir birimi olan bir işleme, bir şekil ya da resim.
-
Bir bölümün özdeş görünümlü bir parçası, bir birimi olan bir işleme, bir şekil ya da resim.
-
Pattern
-
Bild, Oszillogramm
-
Dessin
-
çatırdamak
-
Hışırdatmak
-
Sırlamak
-
çatırtı, çıtırtı
-
Hışırtı
-
çatlak ve çizgili sır.
-
çatırdamak, çatırdatmak; çıtırdamak; çatlak desen ile süslemek
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|