|
çatal çivi
-
Elektrik ve telefon kablolarını süpürgeliğe, kapı, pencere pervazı vb. ahşap yüzeylere tutturmakta kullanılan, iki ucu sivri, U biçiminde özel çivi.
-
Staple
-
İki veya daha çok kola ayrılan değnek.
-
Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
-
Dallı olan şeylerin her kolu.
-
Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç
Örnek:
Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı. P. Safa
-
Dirgen.
-
Bir tür olta iğnesi.
-
Ucu kollara ayrılmış.
-
İki taraflı
Örnek:
Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar. Halk türküsü
-
On dokuzuncu yüzyıl ingiliz tiyatrosunda panoları tutan direğe verilen ad.
-
Forked. bifurcated. two-sided. difficult. fork. prong. clevis.
-
Fork.
-
Fork. pitchfork. bifurcation. clow. gab.
-
Y-branch. yoke. biforked. peg. toe. prong. swallow-tail. horn. split. slotted. double. grains forked. crotch. cutlery. plate basket.
-
Crotch
-
İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.
-
Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
-
Nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.
-
Nail.
-
Nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.
-
Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
-
Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
-
Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
-
Fiziğin, elektrik olaylarını inceleyen kolu.
-
Çarpıcılık, cazibe, canlılık
Örnek:
Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde. H. Taner
-
Elektrikle çalışan.
-
Duruk ya da devinenelektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı.
-
Yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.
-
İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl vb. olaylar biçimin de gösteren erke türü.İng.: electricity Fr.: électrique Alm.: Elektrizität
-
Electricity
-
Electric. electrical. electricity. juice.
-
Cable. electricity. power. electric. electrical.
-
Electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.
-
Elektrizität
-
électrique, électricité
-
électricité
-
Konuşmaları ileten ve yansıtan elektrik tesisatının bütünü.
-
Birbirinden uzakta bulunan iki kişinin konuşmasını sağlayan aygıt.
-
Telephone. phone. blower.
-
Telephone. phone. blower. lineman.
-
Phone. telephone. telephone call. bell. blower. buzz. buzzer. coaxial cable. directory advertising. earpiece.
-
Dog and bone , phone , telephone.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|