|
çapraz çiftucay
-
Birbiriyle dik açı oluşturacak biçimde kesişen iki çiftucaydan oluşmuş verici dalgalık.
-
Turnstile (aerial) (ABD: antenna)
-
X-Forrrf, Kreuz-dipol
-
Deux dipôle associé à angle droit
-
Eğik olarak birbiriyle kesişen
Örnek:
Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı. S. Kocagöz
-
İki taraflı, karşılıklı.
-
Bir tür olta iğnesi.
-
Kopça, düğme.
-
Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu.
-
Karşı güreşçiyi ayaktayken kolları ile kavrayıp onu gerisingeri sürerken çelme takıp sırt üstü yere düşürme.
-
Testerenin çalışırken sıkışmasını önlemek için dişlerin sağa ve sola birer atlayarak eğilmesi.
-
Bk. çapraz
-
Crosswise. traverse. transversal. diagonal. crisscross. bias. cross. decussate. groined. lattice. thwart. transverse. crosswise. crossways. cornerwise. cornerways. across. slantwise. slantways. cross.
-
Across. cross. diagonal. crosswise. transversal. diagonally. transversely.
-
Bias. crosswise. transverse. hypotenuse. diagonal line. crossband. crosspiece. sideling. cross arm. wrest. cleat. crosshead. grimmal. saw set. cross hair. across. on the bias. crisscross. cross wise. traverse.
-
Schränken
-
Aralarında küçük bir uzaklık bulunan, (karşıt imli eşit iki elektrik yükünden oluşan yapı.
-
Aralarında küçük bir uzaklık bulunan, (karşıt imli eşit iki elektrik yükünden oluşan yapı.
-
Biri, öbürünün uzantısı olacak biçimde yerleştirilmiş, aynı boyda iki iletkenden oluşan yarım dalga dalgalığı.
-
Dipole (aerial, ABD: antenna)
-
Dipole
-
Dipol, Elementardipol, Dipolantenne, Stabdipol, Stabantenne
-
Dipol
-
Dipôle (simple), doublet (simple)
-
Dipôte
-
Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu
-
Biri diğerinin yanı sıra.
-
Each other.
-
Each other. one another.
-
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
Örnek:
Sağlam yapılı, dik duruşlu bir gençti o yıllarda. N. Cumalı
-
Eğimi dike yakın olan
Örnek:
Dik bir dereye indiler. Ö. Seyfettin
-
Yatık durmayan, sert.
-
Sert, kalın, tok (ses)
Örnek:
Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler. A. İlhan
-
Sert (bakış).
-
Ters, aksi (söz).
-
Kaba, yersiz (davranış)
Örnek:
Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı. H. E. Adıvar
-
Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş.
-
Bk.Dikme.
-
1. Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. 2. Sert, aksi. 3. Sert, kalın, tok
-
Perpendicular. upright. vertical. straight. steep. bluff. upstanding. erect. horny. abrupt. arduous. bold. jagged. precipitous. rapid. scarped. sheer. square. stand-up. stiff. up. uprightly.
-
Erect. perpendicular. precipitous. steep. upright. vertical. straight. rapid. precepitous. intent. fixed. penetrating. right.
-
Abrupt. perpendicular. right. steep. stiff. upright. straight. obstinate. vertical. erect. normal. plumb. high. aplomb. orthogonal. standing. square. uphill. sheer. rigid. starched. scrap. on end. precipitous. stand up.
-
Right
-
Rough
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|