|
çanaksı hücreler
-
Salgılanacağı zaman şişen ve belirli bir büyüklüğe geldiklerinde içlerindeki sıvı salgısını boşaltan bez hücreleri.
-
Çanağı andıran, çanağa benzeyen, çanak gibi.
-
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
Örnek:
Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı. B. Felek
-
Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü.
-
Göz çukuru
Örnek:
Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu. Ö. Seyfettin
-
Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
-
Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı.
-
Bk. muf
-
Bowl. pot. calix. calyx.
-
Basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.
-
Earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.
-
Capsule
-
Bowl
-
Leuchtenschale
-
Coupe
-
Kırdöküm pissu borusunun ağzındaki çanak biçimli bölüm.
-
Hub, bell
-
İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
-
Küçük oda
Örnek:
Üzerine ot bir yatakla bir battaniye atılmış, demir bir somyadan başka içinde bir şey olmayan çıplak bir hücrede bulunduğunu anladı. A. İlhan
-
Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda
Örnek:
Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi. S. F. Abasıyanık
-
Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
-
Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplâzma kitlesinden oluşan, sitoplâzma içinde çeşitli hayalî olayları yürüten çekirdek, endoplâzmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilâmentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplâzma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
-
Bk. odacık
-
Cellular. cell. cubicle. cabin. hole.
-
Cell. cell göze. alcove. niche. room. chamber.
-
Cell. room. chamber. alcove. niche. closet. cooler. cubby hole. cubicle.
-
Cell
-
Cellule
-
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
Örnek:
Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
-
Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
Örnek:
Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
-
Belirlenmiş olan an.
-
Çağ, mevsim.
-
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
-
Dönem, devir
Örnek:
Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
-
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
Örnek:
Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
-
Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
-
Bk. çağ
-
(Derleme..
-
Bk. evre
-
Vakit; çağ.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space.
-
Time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.
-
Time
-
Temps
-
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
Örnek:
Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
-
Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
-
Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
-
Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|