|
çanak ağızlı
-
Büyük ağızlı.
-
Sır saklamaz.
-
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
Örnek:
Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı. B. Felek
-
Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü.
-
Göz çukuru
Örnek:
Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu. Ö. Seyfettin
-
Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
-
Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı.
-
Bk. muf
-
Bowl. pot. calix. calyx.
-
Basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.
-
Earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.
-
Capsule
-
Bowl
-
Leuchtenschale
-
Coupe
-
Kırdöküm pissu borusunun ağzındaki çanak biçimli bölüm.
-
Hub, bell
-
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
-
Mouthed
-
Full mouthed
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
-
Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önlemk vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik.
-
Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.
-
Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey
Örnek:
Söyleme sırrını dostuna, o da söyler dostuna. Atasözü
-
Aklın erişemediği, açıklanmayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem
Örnek:
Bu bahçede açılan her gonca / Sırlar açıyor yerden gökten. T. Oflazoğlu
-
Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı.
-
Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem.
-
Bk. gizem
-
Bk. giz
-
Secret. confidence. mystery. glaze. glazing. enamel. arcanum. cabala. cabbala. luster. lustre. riddle. arcana. hugger-mugger. huggermugger.
-
Confidence. glaze. mystery. riddle. secret.
-
Secret. secrecy. glaze. silvering. allegation. confidential matter. gloss. mystery.
-
Foil
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|