Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çanak tutmak nedir, çanak tutmak ne demek (çanak tutmak nnd)

çanak tutmak nedir, çanak tutmak ne demek?

çanak tutmak

  1. Davranışları veya sözleriyle kötü bir sonuca yol açmak: “Oh olsun... Vallahi memnun oldum, diyordu. Çanak tuttun. Şunun şurasında rahat sana battı mıydı?” -R. N. Güntekin.
  2. (en) Ask for it.

çanak (nedir ne demek)

  1. Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
    Örnek: Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı. B. Felek
  2. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü.
  3. Göz çukuru
    Örnek: Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu. Ö. Seyfettin
  4. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
  5. Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı.
  6. Bk. muf
  7. (en) Capsule.
  8. (en) Bowl.
  9. (en) Calix.
  10. (en) Calyx.
  11. (en) Basin.
  12. (en) Crock.
  13. (en) Crockery.
  14. (en) Earthenware.
  15. (en) Earthenware pot.
  16. (en) Biscuit.
  17. (en) Clay.
  18. (en) Dish.
  19. (en) Hull.
  20. (en) Ovenware.
  21. (al) Leuchtenschale
  22. (fr) Coupe

muf (nedir ne demek)

  1. Kırdöküm pissu borusunun ağzındaki çanak biçimli bölüm.
  2. (en) Hub, bell.

tutmak (nedir ne demek)

  1. Elde bulundurmak, ele almak
    Örnek: Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin
  2. Ele geçirmek, yakalamak
    Örnek: Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin
  3. Avlamak
    Örnek: Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. R. H. Karay
  4. Yanında bulundurmak, alıkoymak.
  5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek
    Örnek: Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir. S. F. Abasıyanık
  6. Kaplamak
    Örnek: Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir. T. Buğra
  7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak
    Örnek: Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları. S. F. Abasıyanık
  8. Denetimi ve yetkisi altına almak.
  9. (en) Play, play on.
  10. (en) Guard.
  11. (en) Remand.
  12. (en) Bate.
  13. (en) Be.
  14. (en) Redeem.
  15. (en) Total, tot up.
  16. (en) Hold.
  17. (en) Hold up.
  18. (en) Get hold of.
  19. (en) Seize.
  20. (en) Catch.
  21. (en) Keep.
  22. (en) Take.
  23. (en) Favor.
  24. (en) Favour.
  25. (en) Support.
  26. (en) Stick to.
  27. (en) Affect.
  28. (en) Abide by.
  29. (en) Add up to.
  30. (en) Bespeak.
  31. (en) Bind.
  32. (en) Book.
  33. (en) Charter.
  34. (en) Check.
  35. (en) Choke.
  36. (en) Choke back.
  37. (en) Choke down.
  38. (en) Choke off.
  39. (en) Claw hold of.
  40. (en) Clench.
  41. (en) Clutch.
  42. (en) Cohere.
  43. (en) Come to.
  44. (en) Anchor.
  45. (en) Bite.
  46. (en) Bridle.
  47. (en) Capture.
  48. (en) Contain.
  49. (en) Curb.
  50. (en) Detain.
  51. (en) Grasp.
  52. (en) Hire.
  53. (en) İnhibit.
  54. (en) Repress.
  55. (en) Restrain.
  56. (en) Retain.
  57. (en) Stifle.
  58. (en) To hold.
  59. (en) To stop.
  60. (en) To detain.
  61. (en) To catch.
  62. (en) To seize.
  63. (en) To keep.
  64. (en) To cover.
  65. (en) To take.
  66. (en) To take up.
  67. (en) To occupy.
  68. (en) To hold with sth.
  69. (en) To agree with.
  70. (en) To approve of.
  71. (en) To employ.
  72. (en) To engage.
  73. (en) To keep sb on.
  74. (en) To hire.
  75. (en) To rent.
  76. (en) To make sick.
  77. (en) To amount to.
  78. (en) To total.
  79. (en) To add up to.
  80. (en) Marke etmek.
  81. (en) To retain.
  82. (en) Apprehend.
  83. (en) To come to.
  84. (en) To take hold of.
  85. (en) To grip.
  86. (en) To grab.
  87. (en) To hold back.
  88. (en) To restrain.
  89. (en) To nab.
  90. (en) To arrest sb.
  91. (en) To capture.
  92. (en) To occupy (a position.
  93. (en) To detain sb.
  94. (en) To keep sb / sth.
  95. (en) To maintain sth at a certain level.
  96. (en) To take up (so.

davranış (nedir ne demek)

  1. Davranma işi veya biçimi, tutum, davranım, muamele, hareket
    Örnek: Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet! N. Cumalı
  2. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
  3. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.
  4. Kişinin özellikle ahlâk bakımından gösterdiği davranım.
  5. Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum.
  6. (en) Asperity.
  7. (en) Fashion.
  8. (en) Front.
  9. (en) Melodrama.
  10. (en) Play.
  11. (en) Comportment.
  12. (en) Course action.
  13. (en) Kind act.
  14. (en) Behavioral.
  15. (en) Behavioural.
  16. (en) Behavior.
  17. (en) Behaviour.
  18. (en) Attitude.
  19. (en) Conduct.
  20. (en) Action.
  21. (en) Demeanor.
  22. (en) Demeanour.
  23. (en) Manner.
  24. (en) Doings.
  25. (en) Bearing.
  26. (en) Deal.
  27. (en) Dealing.
  28. (en) Deportment.
  29. (en) Form.
  30. (en) Proceeding.
  31. (en) Stroke.
  32. (en) Treatment.
  33. (en) Turn.

kötü (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, fena, iyi karşıtı.
  2. Zararlı, tehlikeli.
  3. Korku, endişe veren
    Örnek: Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk. R. E. Ünaydın
  4. Hoşa gitmeyen.
  5. Kaba ve kırıcı
  6. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
  7. İyi, gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse).
  8. İstenilmeyen, gereksiz davranışları olan veya bu davranışlara eğilimli olan (kimse).
  9. İyinin karşıtı olan. 1- Değersiz bulmanın, kınamanın, ayıplamanın konusu olan her şey; istencin yasaya uygun bir biçimde karşı gelmeye ve elinden geldiğince değiştirmeye hakkı olduğu her şey. 2- Ahlâk değerlerine ve törel istence karşı olan her şey. Bu anlamda: a. Düzen bozucu ve yıkıcı olarak beliren şeyler, b. Olumsuzluk ve yadsıma ilkesi olarak beliren şeyler.
  10. (en) Amiss.
  11. (en) Beastly.
  12. (en) Bitter.
  13. (en) Corrupt.
  14. (en) Deep.
  15. (en) Dissolute.
  16. (en) Poor in quality.
  17. (en) Deleterious.
  18. (en) Disgusting.
  19. (en) Egregious.
  20. (en) Graceless.
  21. (en) Hard.
  22. (en) Maleficent.
  23. (en) Evil, wrong.
  24. (en) Evil.
  25. (en) Wicked.
  26. (en) Horrible.
  27. (en) Black.
  28. (en) Chintzy.
  29. (en) Dark.
  30. (en) Devilish.
  31. (en) Dread.
  32. (en) Dreadfull.
  33. (en) Feeble.
  34. (en) Fierce.
  35. (en) Grotty.
  36. (en) Harmful.
  37. (en) Haunted.
  38. (en) Hedge.
  39. (en) Hellish.
  40. (en) Horrid.
  41. (en) İndifferent.
  42. (en) İniquitous.
  43. (en) Lousy.
  44. (en) Malign.
  45. (en) Miscreant.
  46. (en) Nasty.
  47. (en) Nefarious.
  48. (en) Obnoxious.
  49. (en) Offensive.
  50. (en) Poor.
  51. (en) Dreadful.
  52. (en) Evildoer.
  53. (en) Fatal.
  54. (en) Foul.
  55. (en) Hopeless.
  56. (en) Miserable.
  57. (en) Nice.
  58. (en) Pernicious.
  59. (en) Poisonous.
  60. (en) Reprobate.
  61. (en) Rotten.
  62. (en) Seamy.
  63. (en) Sinful.
  64. (en) Sinister.
  65. (en) Ugly.
  66. (en) Unfavourable.
  67. (en) Unwell.
  68. (en) Worthless.
  69. (en) Wretched.
  70. (en) Wrong.
  71. (en) Malignant.
  72. (en) Manky.
  73. (en) Naughty.
  74. (en) Satanic.
  75. (en) Shady.
  76. (en) Squalid.
  77. (en) Unholy.
  78. (en) Unsavory.
  79. (en) Venomou.
  80. (fr) Mal

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011