Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çalgı bölümü nedir, çalgı bölümü ne demek, çalgı bölümü anlamı, ingilizcesi (çalgı bölümü nnd)

çalgı bölümü nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






çalgı bölümü

  1. Büyük tiyatrolardaki çalgıların denetlendiği ve onarıldığı bölüm.
  2. (en) İnstruments department
  3. (fr) Service des instruments

çalgı (nedir ne demek)

  1. Müzik aleti, enstrüman.
  2. Çalma, müzik
    Örnek: Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi. P. Safa
  3. Müzik topluluğu
    Örnek: Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu. E. E. Talu
  4. Çalgı çalma, müzik
  5. (en) İnstrument. musical instrument. music instrument. ax. axe.
  6. (en) İnstrument. musical instrument.
  7. (en) Musical instrument.

bölüm (nedir ne demek)

  1. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
    Örnek: Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler. R. H. Karay
  2. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
  3. Çağ, devir
    Örnek: O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar. Y. Z. Ortaç
  4. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
  5. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
  6. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
  7. Bir kamu kurumunun tüm görevlerini parça parça yapan iş yerlerinin ayrı ayrı her birinin adı.
  8. Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük.
  9. Bk. ayrım
  10. Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo.
  11. Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri.
  12. (en) Part
  13. (en) Section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.
  14. (en) Bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.
  15. (en) Chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.
  16. (en) Division
  17. (en) Office
  18. (al) Tv
  19. (fr) Partie, épisode
  20. (fr) Division
  21. (fr) Local, bureau d'une administration
  22. (la) Dividere: bölmek

ayrım (nedir ne demek)

  1. Ayırma işi, tefrik.
  2. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark.
  3. Alt bölüm.
  4. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark.
  5. Ayrılma noktası.
  6. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü.
  7. Fark.
  8. 1. Bir ya da daha çok görünçlük içinde geliştirilip, olgunun tamamlanmış bir parçasını veren film bölümü. TV
  9. Televizyon oyunlarında buna karşılık olan bölüm.
  10. (en) Sequence
  11. (en) Distinction. difference. apartheid. part. segregation. margin. color bar.
  12. (en) Difference. distinction. segregation. discrimination.
  13. (en) Discrimination. differentiation. section. difference.
  14. (al) Sequenz, Filmsequenz, Szenenfolge, Ausschnitt
  15. (fr) Séquence

büyük (nedir ne demek)

  1. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
    Örnek: Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
  2. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
    Örnek: Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
  3. Niceliği çok olan
    Örnek: Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
  4. Üstün niteliği olan
    Örnek: Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
  5. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
    Örnek: Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
  6. Önemli
    Örnek: Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
  7. (en) Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
  8. (en) Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
  9. (en) Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.

instruments   US UK (nedir ne demek)

  1. Araç gereç, ameliyat aletleri, belgeler, malzeme, dökümanlar, enstrümanlar

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük