|
çalgı çalmak
-
Bir müzik aygıtını seslendirmek.
-
Müzik aleti, enstrüman.
-
Çalma, müzik
Örnek:
Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi. P. Safa
-
Müzik topluluğu
Örnek:
Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu. E. E. Talu
-
Çalgı çalma, müzik
-
İnstrument. musical instrument. music instrument. ax. axe.
-
İnstrument. musical instrument.
-
Musical instrument.
-
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
Örnek:
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay
-
Vurarak veya sürterek ses çıkartmak
Örnek:
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. R. E. Ünaydın
-
Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
Örnek:
Fevkalade zekidir; iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. R. H. Karay
-
Ses çıkarmak, ses vermek
Örnek:
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. R. N. Güntekin
-
Atmak, çarpmak, vurmak.
-
Yoğurt yapmak için sütü mayalamak, katıp karıştırmak
Örnek:
Ana, inek sağar; yoğurt çalar, yayık vurur. T. Buğra
-
Üzerine sürmek.
-
Bozmak, zarar vermek
Örnek:
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Atasözü
-
Steal. blow. lift. walk away with. bag. thieve. knock off. knock. abstract. adopt. cop. crib. defalcate. filch. grind. grind out. heist. hijack. hoist. hook. hoot. incline. jangle. jingle. knelt. mooch. nick. nobble. make off with. pilfer. pinch. plu.
-
Appropriate. embezzle. execute. filch. ring. rob. slap. steal. strike. swipe. thieve. to steal. to run away with sth. to rip sth off. to knock sth off. to strike. to ring. to sound. to chime. to peal. to play. to execute. to knock. to blow. to border on. to verge on. to smear. to spread. to add. to mix into.
-
To steal. to hit. to add. to mix in. to make. to spread. to play. to taste of. to tend to resemble. abstract. blow. crib. filch. finger. hook. lift. nail. nick. pick. pilfer. pinch. to commit plagiarism. prig. purloin. rap.
-
Chime
-
Peal
-
Beat
-
Rustle
-
Rap
-
Play, render, finger
-
Verge on, verge into, verge
-
Strike
-
Beat out
-
Twang
-
Tend
-
Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki.
-
Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.
-
Bir filmde ya da televizyon yayınında kullanılan, özgün ya da derleme her çeşit müziği anlatır genel terim.
-
1- Duygu, düşünce ve imgeleri, tek ya da çok sesli olarak türlü biçimlerde anlatma sanatı; bu biçimde düzenlenmiş eserlerin söylenmesi ya da çalınması. 2- Öğrencilere kendi sesleriyle şarkı söylemek,müzik dilini doğru olarak okuyup yazmak, herhangi bir çalgı çalmak, değerlimüzik parçalarını dinlemekten zevk almak ve bu parçaları yorumlamak için gerekli bilgi, beceri ve beğeyi kazandırmak amacıyle okutulan ders.
-
Music
-
Music. track.
-
Musik
-
Musique
-
Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak.
-
Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak.
-
Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek.
-
Bir müzik eserini okumak.
-
Seslendirme eylemi.
-
Make a sound recording, add sound to a film, record
-
Vocalize.
-
To dub.
-
To record the sound for. to make a sound recording for a motion picture. vocalize.
-
Vertonen, einspielen, aufnehmen
-
Sonoriser, enregistrer
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|