Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çakmak taşı nedir, çakmak taşı ne demek (çakmak taşı nnd)

çakmak taşı nedir, çakmak taşı ne demek?

çakmak taşı

  1. Demir veya çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir tür kuvars.
  2. Düvenlerin altına çakılan küçük ve kesici taş
    Örnek: Düven tahtasının altına çakmak taşlarını yerleştiriyordu. C. Uçuk
  3. Seramik, cam ve yol yapım endüstrilerinde kullanılan, SiO2 kimyasal yapısına sahip, sert ve opak görünümlü, kristal bir madde.
  4. Püskürtmeli temizleme işlemlerinde, aşındırıcı olarak kullanılan bir tür doğal silisyum oksit.
  5. (en) Flint.
  6. (en) Flintsone, flint.
  7. (fr) Flint

çakmak (nedir ne demek)

  1. Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası
    Örnek: Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı. B. Felek
  2. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti.
  3. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni.
  4. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı.
  5. Vurarak sokup yerleştirmek.
  6. Çivi ile tutturmak
  7. Kazık çakıp hayvan bağlamak.
  8. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak.
  9. Parıldamak, ışık vermek
    Örnek: Bütün gözler çakar şimşekler gibi parlıyordu. A. Ş. Hisar
  10. Saplamak
    Örnek: Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim. A. Gündüz
  11. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak
    Örnek: Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım. Parasını aldı, tüydü. S. F. Abasıyanık
  12. İçki içmek.
  13. Çevrime sokulduğunda kızarak bir direnç oluşturan, sigara yakıcı.
  14. (en) Be ploughed, be plowed.
  15. (en) Spin.
  16. (en) Cigarette lighter.
  17. (en) Lighter.
  18. (en) Gaslighter.
  19. (en) Drive in.
  20. (en) Drive.
  21. (en) Hammer.
  22. (en) Stick.
  23. (en) Understand.
  24. (en) Be aware of.
  25. (en) Beetle.
  26. (en) Cotton on to.
  27. (en) Flash.
  28. (en) Flunk.
  29. (en) Ground.
  30. (en) Land.
  31. (en) Pitch.
  32. (en) Root.
  33. (en) Rumble.
  34. (en) Strike.
  35. (en) Tack.
  36. (en) Tack down.
  37. (en) Twig.
  38. (en) Belt.
  39. (en) Clout.
  40. (en) Nail.
  41. (en) Savvy.
  42. (en) Tumble.
  43. (en) To nail on.
  44. (en) To drive sth in with blows.
  45. (en) To hit.
  46. (en) To strike to strike.
  47. (en) To light.
  48. (en) To know sth about.
  49. (en) To comprehend.
  50. (en) To flash.
  51. (en) To fail.
  52. (en) Pocket lighter.
  53. (en) Cotton on.
  54. (al) Zigarreranzünder
  55. (fr) Allume-Cigare

taşı (nedir ne demek)

  1. (en) Bowl, vessel.

taş (nedir ne demek)

  1. Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde.
  2. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş.
  3. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
    Örnek: Ertesi günü kaldırıp Karacaahmet'e gömdüler, bir taş diken olmadı. M. Ş. Esendal
  4. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
  5. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher.
  6. Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri.
  7. Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde.
  8. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça.
  9. Bkz. kayaç.
  10. Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde.
  11. Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası.
  12. (en) Piece.
  13. (en) Stone.
  14. (en) Lapidary.
  15. (en) Rock.
  16. (en) Flint.
  17. (en) Allusion.
  18. (en) Concretion.
  19. (en) Gibe.
  20. (en) İnnuendo.
  21. (en) Jeer.
  22. (en) Jibe.
  23. (en) Masonry.
  24. (en) Scale.
  25. (en) Playing piece.
  26. (en) Barbed allusion.
  27. (en) Calculus.
  28. (en) Made of stone.
  29. (fr) Pierre

kayaç (nedir ne demek)

  1. Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, porfir.
  2. Yerkabuğunu, katmanlar ya da yığınlar durumunda oluşturan, ayrımlı bileşim ve oluşumdaki katı özdeklerin tümüne verilen genel ad.
  3. (en) Conglomerate.
  4. (en) Rock.
  5. (en) Roch.
  6. (fr) Roche

demir (nedir ne demek)

  1. İnsan veya hayvan memesi.
  2. Bu elementten yapılmış
    Örnek: Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular. P. Safa
  3. Bazı nesnelerin demirden yapılmış parçası.
  4. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
  5. Güçlü, kuvvetli, sert
    Örnek: O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu. S. F. Abasıyanık
  6. Çapa (II).
  7. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
  8. Simgesi Fe , atom numarası 26, atom kütlesi 55,85 g, e.n. 1535
  9. Bazı minerallerde, hemen hemen her çeşit toprakta ve mineralli sularda bulunan atom numarası 26, atom ağırlığı 55, 847, sembolü Fe olan bir metal element. Hemoglobin, miyoglobin, sitokrom, peroksidaz, katalaz gibi bazı hemoproteinlerin temel kısmını oluşturur. Esas işlevi oksijenin hemoglobin içinde dokulara ve hücresel oksidasyon mekanizmalarına taşınmasıdır.
  10. Sağlamlık, dayanıklılık gibi özelliklerinden dolayı çoğu halk inanmalarında ve büyüsel işlemlerde kullanılan maden.
  11. Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden.
  12. (en) Made of iron.
  13. (en) Base metal goods.
  14. (en) İron.
  15. (en) İrony.
  16. (en) Ferrous.
  17. (en) Ferruginous.
  18. (en) Anchor.
  19. (en) Cleat.
  20. (en) Ferr-.
  21. (fr) Fer

kıvılcım (nedir ne demek)

  1. Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare.
  2. Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları.
  3. Harekete geçiren etken
    Örnek: Beyninde çakan şimşeğin kıvılcımları hemen ağzından saçılır. H. R. Gürpınar
  4. Güneş yüzeyinde görülen kesikli ışıma.
  5. Hava gibi uçun halinde yalıtkan bir ortamda birdenbire oluşan kısa süreli elektrik boşalması.
  6. Hava gibi uçun halinde yalıtkan bir ortamda birdenbire oluşan kısa süreli elektrik boşalması.
  7. Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası. 2. Harekete geçiren etken.
  8. (en) Sparklet.
  9. (en) Sparkle.
  10. (en) Solar flare.
  11. (en) Spark.
  12. (en) Glint.
  13. (en) Spark of.
  14. (en) Spunk.
  15. (en) Scintilla.
  16. (al) Funke
  17. (fr) Étincelle

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013