|
çağırma
-
Çağırmak işi
-
Call.
-
Call. summons. calling. evocation. invitation.
-
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
Örnek:
Beyaz gömlekli zurnacısını çağırarak sandalyeye çıkardı. R. N. Güntekin
-
Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek
-
Binmek için bir araç istemek
Örnek:
Bir taksi çağırdım. C. Uçuk
-
Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek
Örnek:
Türküler çağırarak tahta siliyor. Y. Z. Ortaç
-
Call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.
-
Ask. bid. call. have. invite. page. term.
-
Call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.
-
Cite
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
1. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek. 2. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler. 3. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. 4. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
1. work. 2. business, activity. 3. profession. 4. job
-
Work
-
Arbeit
-
Travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|