|
çıkma grubu
-
Çıkma durumu eki almış bir ad ögesi ile bir sıfat ya da ad soylu başka bir ögenin oluşturduğu ad grubu: Kıldan ince, kılıçtan keskin (Sırat Köprüsü), babadan kalma (mal). İçinden pazarlıklı (adam). Gönülden kopan (yardım). Paradan çok daha önemlisi (sağlıktır). || Bu grup cümlede ad-sıfat ve zarf görevi yapar: Topkapıdan Edirne kapıya kadar giden büyük surun orta kapısından şehre girdim (Y. K. Beyatlı, Aziz İstanbul, s. 119). || Bahçeden içeriye doğru yöneldi, kimse yoktu. || Veya kalbimizin heyecanları bize haber verirdi ki uzaktan, sandalın içinde seçilen gölgelerden biri odur (A. Ş. Hisar, Boğaziçi Mehtapları, s. 197). || Nikoların meyhanesinde olup bitenleri gördükten sonra geceyi de, bütün günü de evde geçirmiş, cepheden getirdiği torbaya bakıp durmuştu (T. Akbal, Garipler Sokağı, s. 84). Ateşten gömleği giyebilirler mi? Tepedeki kardan adama bakınız.
-
Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
-
Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
-
Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
-
Çıkmış
Örnek:
Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış. A. Ş. Hisar
-
Eski, kullanılmış.
-
Çıkmak işi.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Going out. going up. rise. outbreak. occurrence. cantilever. annotation. egress. egression. emergence. expulsion. protrusion. pull-out. withdrawal.
-
Bay. detachment. discharge. exit. oriel. outbreak. going out bow window. balcony. projection. promontory. marginal note derkenar.
-
Marginal note. outbreak. going out. overhang. projection. promontory. ascent. mounting. rising. climb. climbing. overhung. cantilever. spring. springing. project. console. portico. porch. prostyle. penthouse. baldachin. issue. extended. sponson. co.
-
Dislocation
-
Versetzung
-
Dislocation
-
Tırtıl, sürfe, kurt
-
Bıkıp usanmadan çalışan kimse
-
Argo yiyecek
-
(Bed,
-
Adi işlerle uğraşmak
-
Monoton bir işte calışmak
-
Argo yemek yemek, yedirmek
-
Yeri kazıp ağaç köklerini çıkarmak
-
Kökünden sökmek
-
Sürfesini çıkarmak .
-
Eşelemek, didiklemek, kazmak, toprağı eşelemek, çapalamak, ot ve kökleri temizlemek, didinmek, ağır iş yapmak, yemek yemek
-
İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum, ayrılma durumu, ablatif: okuldan, evden, sokaktan, işten vb.
-
(Derleme..
-
Ablative
-
Ablatif
-
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
Örnek:
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
-
Duruş biçimi, konum.
-
Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
-
İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
-
Bkz. hal.
-
Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
-
Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
-
Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
-
State. condition. situation. circumstances. status.
-
Score
-
Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
-
Durum, durum buğdayı, bir buğday türü
-
Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
-
Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
-
Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
-
Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
-
İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
-
Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
-
Eklenmiş, katılmış
-
Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
-
Bk. ek yeri
-
1- Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap. 2- Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.
-
Additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.
-
Accession. additional. adjunct. annexe. appendage. appendix. collateral. excess. extension. extra. inclusion. special. subsidiary. supplement. supplementary. addition. addendum. joint. patch. affix.
-
Appendix. attachment. addendum. additional. annex. coupling. supplement. supplementary. joint. joining. easement. tailpiece. fastening. patching. splice. bond. link. extra. insert. appurtenance. enclosure. annexed. pull-out. addition. adjunct.
-
Affix
-
Supplement, appendix
-
Affixe
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|