Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > çıkma durumu eki nedir, çıkma durumu eki ne demek, çıkma durumu ekinin anlamı (çıkma durumu eki nnd)

çıkma durumu eki nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






çıkma durumu eki

  1. Kelime gruplarında ve cümlede fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek veya sebep bildirmek için kullanılan ve daha başka görevler de yüklenmiş olan +DAn durum eki: evden geliyorum, bahçeden çıktı, pencereden baktı, dağdan indi vb. bk. çıkma durumu.

çıkma (nedir ne demek)

  1. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
  2. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
  3. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
  4. Çıkmış
    Örnek: Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış. A. Ş. Hisar
  5. Eski, kullanılmış.
  6. Çıkmak işi.
  7. Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
  8. Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
  9. (en) Going out. going up. rise. outbreak. occurrence. cantilever. annotation. egress. egression. emergence. expulsion. protrusion. pull-out. withdrawal.
  10. (en) Bay. detachment. discharge. exit. oriel. outbreak. going out bow window. balcony. projection. promontory. marginal note derkenar.
  11. (en) Marginal note. outbreak. going out. overhang. projection. promontory. ascent. mounting. rising. climb. climbing. overhung. cantilever. spring. springing. project. console. portico. porch. prostyle. penthouse. baldachin. issue. extended. sponson. co.
  12. (en) Dislocation
  13. (al) Versetzung
  14. (fr) Dislocation

durum   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. (en) Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
  7. (en) Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
  8. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  9. (en) State. condition. situation. circumstances. status.
  10. (en) Score
  11. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  12. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü
  13. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.

hal (nedir ne demek)

  1. Çözme, çözülme.
  2. Eritme.
  3. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  4. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
  5. Tahttan indirme.
  6. Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Örnek: Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
  7. Davranış, tutum, tavır
  8. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
  9. Güç, kuvvet, takat.
  10. Kötü durum, sıkıntı, dert.
  11. Durum.
  12. Bk. şimdiki zaman kipi
  13. Bk. şimdiki zaman
  14. Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
  15. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
  16. Bk. duru
  17. (en) Circs. state. condition. situation. status. aspect. demeanor. demeanour. estate. event. face. fettle. lay. plight. posture. repair. set. sight. stand.
  18. (en) Case. condition. footing. occasion. order. position. situation. state. status. temper. markethouse.
  19. (en) State. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.
  20. (en) An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
  21. (en) Hardware Abstraction Layer. - firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
  22. (en) Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
  23. (en) Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
  24. (en) Hardware Adaptation Layer.
  25. (en) Holland America Line.
  26. (en) Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel. nIII: voice; tune. enables Windows NT to work with different types of hardware.
  27. (en) Food market
  28. (en) State
  29. (al) Zustand
  30. (fr) état

ek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
  2. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
  3. Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
  4. İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
  5. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
  6. Eklenmiş, katılmış
  7. Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
  8. Bk. ek yeri
  9. 1- Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap. 2- Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.
  10. (en) Additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.
  11. (en) Accession. additional. adjunct. annexe. appendage. appendix. collateral. excess. extension. extra. inclusion. special. subsidiary. supplement. supplementary. addition. addendum. joint. patch. affix.
  12. (en) Appendix. attachment. addendum. additional. annex. coupling. supplement. supplementary. joint. joining. easement. tailpiece. fastening. patching. splice. bond. link. extra. insert. appurtenance. enclosure. annexed. pull-out. addition. adjunct.
  13. (en) Affix
  14. (en) Supplement, appendix
  15. (fr) Affixe

kelime (nedir ne demek)

  1. Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük
    Örnek: Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır. O. V. Kanık
  2. (en) Wordy. word. vocable.
  3. (en) Word. vocable.

cümle (nedir ne demek)

  1. Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce
    Örnek: Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım. B. R. Eyuboğlu
  2. Dizge, sistem.
  3. Bütün, hep.
  4. Herkes
    Örnek: Cümleye uzun ömürler dilerim. B. Felek
  5. Bk. küme
  6. (en) Sentence. clause. proposition.
  7. (en) Sentence. clause. system. group. phrase.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük