|
çıkarcı şekilde
-
Mercenarily
-
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan kimse, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver
Örnek:
Büyüklere ve topluma en büyük fenalık çıkarcı oğlu çıkarcı pohpohçulardan gelir. H. Taner
-
Self-Seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.
-
Sordid. self-seeker. selfish. self-interested. self-seeking. manipulative.
-
Asocial. fence stroddler. on the make. pusher. sordid.
-
Biçim
-
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim.
-
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz.
-
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
Örnek:
Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık. R. N. Güntekin
-
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi.
-
Olma biçimi, durum, hâl.
-
Anlatım biçimi
Örnek:
Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Biçim.
-
Bk. biçim
-
Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.
-
Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.
-
Adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne.
-
Biçme işi.
-
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
Örnek:
İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
-
Yakışık alan şekil, uygun şekil
Örnek:
Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
-
Herhangi bir şeyin benzeri.
-
Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
-
Tarz
Örnek:
İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
-
Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
-
Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
-
Disketi zararlı ögelerden temizleme.
-
Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
-
Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
-
Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
-
Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
-
Form
-
Form
-
Forme
-
Çıkarcı şekilde, paragöz biçimde
-
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
Örnek:
Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
-
Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
-
Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
-
"Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
-
Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
-
He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
-
Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|