|
çıkış çizgisi
-
Yarışa başlangıç olarak belirlenen beyaz çizgi.
-
Yarışa başlanacak yeri gösteren 5 cm. kalınlığındaki ak çizgi.
-
Starting line
-
Startlinie
-
Ligne du départ
-
Çıkma işi veya biçimi
Örnek:
Çiğ patatesle patlıcanı düşününüz, sıcak külden çıkışına bakınız, ne leziz yemektir. R. H. Karay
-
Bir yerden çıkmak için kullanılan yer.
-
Yokuş.
-
Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması.
-
Mezuniyet, okul bitirme.
-
Belgesi.
-
Beklenilmeyen bir sırada yapılan sert konuşma.
-
Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti.
-
Çıkış belgesi.
-
Bir sinemada izleyicilerin salondan ve yapıdan çıkmalarını sağlayan kapı, geçit ve dış kapılar; özellikle salon kapıları.
-
Çıkış imi ileçıkış yerinden koşuya başlama. İki türü vardır: Kısa koşularda uygulanan alçakçıkış; uzun koşularda uygulanan yüksekçıkış.
-
Exit
-
Starting. exit. out. way out. outlet. outrun. check-out. rising. boom. start. up. ascent. egress. hit. issue. sortie.
-
Exit. rise. start. outlet. sally. sortie. the start. scolding.
-
Output. ascent. exit. issue. outflow. starting. sortie. sally. start. rise. up-grade. gradient. run. discharge. dismissal. outlet. outgoing. graduation. departure. uplift. mounting. increase. landing. drive. exhaust. emission. mill tail. dis.
-
Power output
-
Start
-
Abgang, Ausgang
-
Start
-
Sortie
-
Départ
-
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril
Örnek:
Bu kâğıda üç çizgi çekti. Ö. Seyfettin
-
Yüz ve vücut hatlarının her biri
Örnek:
Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu. O. Rifat
-
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.
-
Temel
Örnek:
Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım. A. İlhan
-
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.
-
Bk. satır
-
Bk. damar
-
Line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.
-
Furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.
-
Dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok.
-
Line
-
Ruling
-
Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (Genellikle kireçli su ile çizilir.)
-
Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi
Örnek:
Yazılardan bıkmışım artık tek satır okumayayım. H. Taner
-
Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak.
-
Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.
-
Line, scanning line
-
Line. chopper. chopping knife. cleaver.
-
Chopper. cleave. line.
-
Zeile, Abtastzeile, Bildzeile
-
Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü
Örnek:
Hayatın başlangıcı gibi sonu da bir ninni, masal ve uyku ihtiyacını duyuyor. A. Ş. Hisar
-
Ön söz, giriş, mukaddime.
-
Commencing. starting. beginning. early. elementary. opening. preliminary. beginning. incunabula. start. commencement. origin. big bang. departure. approach. cradle. dawn. doorway. exordium. first. go-off. inception. incipience. incipiency. infancy. i.
-
Attack. beginning. birth. commencement. elements. genesis. germ. inception. infancy. initiative. introduction. origin. outset. preliminary. prelude. start. threshold. preface. foreword. elementary.
-
İnitial. origin. beginning. start. birth. commencing. conception. debut. elementary. genesis. germ. inception. infancy. introduction. opening. outset. preamble. prelude. prolegomenon. prologue. push off. seed. spring. starting. startup. threshold.
-
As, qua
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|