|
çözmek
-
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak.
-
Düğmeyi iliğinden açmak
Örnek:
Yalnız göğsünün düğmelerini çöz. P. Safa
-
Saçı açmak.
-
Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak
Örnek:
Kır saçlı postacı bulmacayı çözmüştü. H. Taner
-
Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak.
-
Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek.
-
Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek.
-
Çözlgenle karıştırarak, bir özdeği çözeltiye sokmak.
-
Untie. detach. unravel. disentangle. undo. disengage. unbind. loosen. defrost. solve. figure out. resolve. puzzle out. work out. break. cipher out. compound. cut loose. decipher. ravel. read. reason. slack. slack up. unbrace. unbuckle. uncouple. unfa.
-
Conclude. detach. loosen. obviate. penetrate. ravel. read. reconstruct. release. resolve. settle. solve. straighten. undo. unhook. unloose. unloosen. unravel. untangle. untie. to untie. to unfasten. to unbutton. to undo. to unloose. to solve. to resolve. to straighten sth out. to unravel. to find out. to penetrate. to detach. to disentangle. to work sth out. to break. to unwind.
-
Resolve. to solve. to unfasten. to undo. to unravel. to dissolve. to disconnect. to untie. to outspan. to detach. to disengage. to decipher. to decompose. to uncoil. to separate. to loosen. to unpack. to unbend. to ungear. to uncouple. to unbrace. to unlo.
-
Dissolve
-
Uncoil
-
Work out
-
Dissoluér
-
Düğümlenmiş olan.
-
Budaklı
Örnek:
Yüksek çınarların yamru yumru düğümlü dalları henüz yapraklarla örtülmemişti. Ö. Seyfettin
-
Sorunlu, karışık.
-
Knotted. tied in knots. nodular.
-
Bir bağ ile tutturulmuş olan
Örnek:
Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
Örnek:
Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
-
Sınırlanmış, sınırlı.
-
Kapatılmış olan, kapalı.
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
-
Sadık
Örnek:
Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
-
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
-
Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
-
Mülzem.
-
İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
-
Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
-
Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
-
Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
-
Coupled
-
Gekuppelt
-
Accouplé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|