|
çömlek hamuru
-
Çanak çömlek yapımında kullanılan özlü kil veya çamur.
-
Toprak tencere
Örnek:
Elinde bir çömlek sadeyağla gelip pazar yerine oturduğu görülmüş. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kil ya da başka silikatlardan elde edilen ürünlere verilen genel ad.
-
Earthenware pot. pot. crock. jug.
-
Ceramics. crock. crockery. earthenware. pot. earthenware pot.
-
Earhtenware pot. clay. crock. crockery. earthenware. jar.
-
Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu.
-
Kâğıtta tür, nitelik.
-
İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri).
-
Öz, asıl, maya.
-
Bk. düzenleyici birleştirim
-
Gözetleçli incelemede, üzerine metal parçaları tutturulan yumuşak yoğruk özdek.
-
Dough. leaven. paste. stuff. clay.
-
Dough. paste. paper pulp. quality. essence. nature.
-
Dough. paste. paper pulp. grade. quality. material. stuff. clay mixed for pottery. pie. pulpy. doughy. doughbaked. sodden. magma. half-cooked. half-cooked.
-
Paste
-
Pâte
-
Bir kent ya da kasabanın düzentasarısını uygulamak amacıyla, özel ya da kamusal iyelikteki taşınmazların, iyelik durumlarına bakılmaksızın birleştirilmesi ve düzentasarın gerekli kıldığı kamusal işgörülere elverecek ölçüde bir düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra, yeniden eski iyelerine dağıtılmasına olanak veren kentbilim kuralı.
-
Replotting
-
Remembrement
-
Topraktan yapılmış türlü kaplar
Örnek:
Hitit adı verilen o insanların bıraktıkları çanak çömleklere bakınca bugün hâlâ Anadolu halkının kullandığı çanak çömlekleri görür gibi oluyoruz. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Crockery.
-
Pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.
-
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
Örnek:
Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı. B. Felek
-
Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü.
-
Göz çukuru
Örnek:
Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu. Ö. Seyfettin
-
Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
-
Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı.
-
Bk. muf
-
Bowl. pot. calix. calyx.
-
Basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.
-
Earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.
-
Capsule
-
Bowl
-
Leuchtenschale
-
Coupe
-
Özü olan, öz bölümü çokça olan
-
Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan
Örnek:
Ben o kadar bedbaht, doğru özlü bir kadınım ki, beni sonra anlayacaksınız. A. Gündüz
-
Yapışkan, verimli (toprak).
-
Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren.
-
Sappy.
-
Compact. concise. pithy. sappy. substantial. juicy. pulpy. compendious. brief. succinct. fertile.
-
Pulpy. pithy. dense. sincere. genuine. fertile. succinct. compendious. concise. juicy. meaty. sappy. stiff. substantial. succulent. terse.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|